Pazar, Aralık 14, 2014

Misafir yazar, M.Selçuk´dan Viyana anilari...

Zaman zaman blogugumu Viyana´ya gelmeyi planlayip benim sayfama rastlayan okuyuculardan emailler aliyorum. Elimden geldigince sorularini cevaplandirmaya calisip, yardimci oluyorum. Hatta bazilari ile Viyana´da görüsme firsatimiz bile oluyor.Buna benzer bir email de M.Selçuk´tan geldi. Kendisinden Viyana´ya geldikten sonra gördüklerini ve tecrübelerini burada paylasmasini rica ettim, kendisi de beni kirmadi. Fotograflari ve paylasimi ile ilginizi cekecegini düsündüm güzel bir paylasim olusturmus, eline saglik. Siz de eger benim sayfalarimdan bilgilerden faydalanip daha sonra bunlari, fotolarinizi benim blogumdan paylasmak isterseniz blogum size her zaman acik.
------------------------------------------------------------

Viyanaya gidip şinitsel yesem ve akşamda Operaya gitsem ........
Viyana gezim ani alınmış bir karardı. Daha önce görmediğim bir şehri keşfetme heyecanı ile internet araştırmalarıma başladım ve sadece 2 gece 3 gün kalacağım bu şehri en hızlı ve etkin gezebilme planlarını yapmaya başladım. Otel ve uçak rezervasyonlarımı hallettikten sonra ( Otel için bulduğum en hesaplı ve merkezi oteli seçme çabalarım , geziye son anda karar vermem nedeni ile pek kolay olmadı . Çünkü çoğu önerilen ve deneyimlenen yerler tükenmişti. Otel Prinz Eugene ‘de kaldım. Önerir miyim? , Hayır, 4 yıldızlı bu otel bizdeki 2 yıldız kalitesinde, aslında lobi pek sevimli , kahvaltıda Avrupa otellerine göre çeşitli, ama bunu fiyata yansıtmışlar. Yatakları Türkiyedeki pansiyon yatakları gibi, çok konfora önem vermem diyorsanız Hostele gidin daha iyi. Çok güzel Cafeler var kahvaltısız otel seçip buralarda keyifli kahvaltılar yapmak daha iyi olabilir. Üstelik Metroya 5-10 dk yürüme mesafesinde, aaa yakınmış diyorsunuz ama tüm gün koşturup otele dönerken ki meesafe sıkıntılı. Birde odalarda halı var ve toz kokuyor, benim gibi allerjikseniz .....


İnternet araştırmalarımda genelde, Trip advisor dışında kişisel bloglara bakıyorum, çoğu birbirinin aynı olan gezi anılarında farklılık yakalayabiliyorsam dikkate alıyorum, şans eseri bulduğum Mr.T:D- Cafe Wien sayfası ve daha sonra kendisi çok yardımcı oldu. Kendisi ile tanışamadık ama internet bağlantısı sağlayabildiğim her yerde sorduğum sorulara anında yanıt verdi. Kendisine yardımseverliği için çok teşekkür ediyorum. Önerdiği her yer çok zevkli ve iyiki gelmişim dedirtti.


Havaalanından şehir merkezine S7 treni ile inmek en ucuz ve mantıklısı. CAT, Taksi ve otobüs diğer opsiyonlar.




Birinci gün Stephansplatz´da Aziz Stephan katedrali, ışıklandırılmış Viyana’nın tarihi sokakları , Aziz Peter Kilisesi, Karlsplatz ve çevresi, State Opera  binası, , S-bahn’a binerek Rathaus ve bahçesindeki Noel marketi gezmem ve State Opera´da Mayerling Balesini ayakta izleyebilmem mümkün oldu,yorgunsanız denemeyin ayakta izlemek pek kolay değil,yorulursam yere otururum gibi bir durum yok, herkes çok şık geliyor, ve palto ile içeri alınmıyorsunuz. Büfelerde satılan Käsekranier (sosisler) bir harika Bitzinger de deneyin.( opera binası ile Albartina´nın arasında) , ilk günkü yemeğim sosis ve punch kovalamaca idi. 




Ertesi gün şehri ve metro kullanımını öğrendiğim için daha planlı geçti, Sanat tarihi müzesi 4 saatimi aldı , istediğim gibi gezememiştim bile.Velazquez şu anda sergide tabloları gerçekten büyüleyici... Öğlen yemeği için gerçek viyana dana schnitzeli Plachuttas Gasthaus zur Oper´de yedim (..Mr.TD´nin önerisi idi, 10 numara, gitmeden rezervasyonunuz olsun ), Yemek sonrası Albertina müzesi (Miro sergisi İstanbulda SSM’deki sergiden daha önemli eserlerini içeriyor ama Sakıp SM de küratör kesinlikle daha başarılı) ve arkasından sacher torte , tranvay1 ve 2 ile (bir durakta değişip diğerine geçmeniz gerekiyor, anons ediyorlar) Ring caddesi denilen ve pek çok önemli yapıyı görebileceğiniz caddeyi gezdim, Hoffburg sarayı, parlamento, belediye sarayı vs. hep bu yol üzerinde.
Otele dönüp üstümü değiştirip Volksoper´de Sihirli Flüte yetişmem ucu ucuna oldu, fazla adrenalin, yol keşfediyorsun, yetişmeye çalışıyorsunuz vs vs. Opera Mozart´ın ve operalar arasında pek çok ilke imza atmış bir eser. Opera sonrası Aziz Stephan Katedralinin karşısındaki modern binanın üst katındaki kafeye gitmeyi planlamıştım ama bu kadar koşturmacaya gözüm yemedi. 

Üçüncü gün Ya Belvedere ya Schönbrunn sarayı derken(yada Klimt der Kuss mu Sisi mi ) , Sisi ağır bastı, Sarayı baharda görmek lazım, çünkü tüm güzelliği bahçesi, Versailles den sonra pek çok avrupa sarayının onun bir kopyası olduğunu görüyorsunuz. Sisinin hüzünlü hikayesi , ailenin şansızlığı oldukça üzücü, Sisi zamanına göre fazla ilerideymiş, onun mutsuzluğunu yaşamış.... Evlilik gereksiz bir kurum birine söz verip 30-40 yıl yanında duruyorsunuz , bu çok saçma , onun görüşlerinden birisi mesela....Saraya en az yarım gün ayırmak lazım ve kesinlikle metroyla gidin çok pratik, ama bilet giriş kuyruğu çok zaman alıyor. Uçuş öncesi kalan zamanımı ise Karlspatz´a dönerek Demel pastanesine gidip melange ve güzel pastalarından tadarak geçirdim.

Viyana küçük, samimi pratik, tarih, müzik dolu bir şehir. Çocukluysanız mutlaka gidin. Aklımda kalan gezemediğim pek çok müze var, çoğu çocuklara uygulamalı gösteri , workshop vs hazırlıyor. Çocuklar için özellikle baharda parkları ve müzeleri ile hem sanatı sevdireceğiniz, hemde keyif alacakları bir gezi yaptırmış olursunuz.

 Sevgilerimle M. Selçuk

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin