Perşembe, Aralık 25, 2008

Tune Delight -Compilation Album 1

Bu aksami bilgisayarimdaki müzük parcalarimin bir kismini dinleyerek gecirdim.Kimi sarkiyi birkac kere dinledim, bazilarini dinlemeden gectim. Muzicon.com olayini da bulmusken artik kendi sarkilarinizida paylasabilmeniz cok kolaylastir. Ben de bir Compilation Albüm yapayim dedim, sene sonuna da gelmisken. Hafif yilbasi, noel melodileri ile baslayip, sonra yavas yavas eller havaya :o)durumlari.
Herkese güzel dinlemeler :), haftasonuna güzel bir baslangic olsun.
sevgiler.

Mr.T-DJ


White Xmas- Elvis Presley


So this is xmas- John Lenon


Father & Son- cat Stevens


Most beatuiful Girl- Charlie Rich


To sir with love- Lulu


One year of Love- Queen


Ma Vie En L'air-Jeanne Cherhal


La Soledad- Pink Martini


Born to be alive- Boney M


I´ll be there- Gloria Gaynor


Planet Earth- Duran Duran


Drifting Away -Faithless (Buddha Bar)

Çarşamba, Aralık 24, 2008

Noel ve yeni yil süslemeleri, v.s

Bu sene süslemeleri fazla abartmadim, malum finans krizi falan, savurganlik yapmayalim fazla. Ne demisler tasarruf evde baslar :). O yüzden sayfamin baslik resmine ufak eklemeler yaptim, en azindan biraz daha renklensin diye.
Bu aksam Noel. Blogumu okuyanlar arasinda kutlayanlara mutlu ve huzurlu bir noel aksami diliyorum. Birkac gündür  burada hayat iyice durdu artik, sirketler, calisanlar tatil havasina gireli neredeyse bir hafta olacak. Ama alisveris merkezleri, magazalar, sokaklar hinca hinc dolu. Cilgin bir alisveris furyasi var. Sanirim herkes bu yilbasi ya da noelin gecirdikleri en son "parali" dönemin olacaginin farkinda. O yüzden su an ne yaptiklarinin pek farkinda degiller.Yeni senede umarim tüm dünya olarak daha kötü süprizlerle karsilasmayiz.
Günün anlam ve önemine uyan bir sarkiyida ekledim. Billy_Mack-Christmas_is_all_around. Love actually filminin soundtrackinden.

Hepinize güzel bir gün diliyorum,

sevgiler,
Mr.TD

Cuma, Aralık 19, 2008

Mr.TD ve Cafewien.blogspot.com 3 Yasinda!




Insan kendi dogumgünü unutur mu derseniz, unutuyor valla. Gecen gün eski yazilarima bakarken farkettim, kasim ayinda 3 yasina girmis Mr.TD ve blogum.

Tüm dostlara, komsulara, okuyanlara, tesekkürü bir borc bilirim :)
Hep beraber daha nice 13-23-33 senelere.

Sevgiler ,
MR.TD

Çarşamba, Aralık 17, 2008

Colatura d'alici - Tuzlu Balik Sosu


Güney Italya´nin Campania bölgesine ait ilginc bir sos gördüm gecen gün. "Colatura d'alici". Baliklar, ahsap bir ficinin tabani tuzla iyice kaplandiktan sonra, dügün bir sekilde icine dizildikten sonra, üzeri tekrar tuzla kaplanip, daha sonra bir agirlik koyularak yaklasik 6 ay kadar beklemeye birakiliyor. Bu tuzlama dönemi boyunca baligin tüm esansi, tuzla beraber tabanda olusan sivida birikiyor. Alti ayin sonunda ficilarin altinda ufak bir delik acilarak bu suyun damlalar halinde kavanozlara doldurulmasina basliyor.

Elde edilen sos altindan degerli. Kaliteli soslarin litre fiyati birkac yüz dolar. Cok yogun bir tad oldugundan az miktarda kullanilarak yemeklere, makarnalara cok özel bir tat verildigi anlatildi. Özellikle makarnalarda biraz zeytinyagi,biraz sarimsak, 6-7 kasik sos, dogranmis maydanoz ile ilginc bir sos da hazirladilar gördügüm programda. Bir de ufak chili biberi ekleyerek.


Fotograflar http://www.amicidellealici.org/02_la_colatura/000_la_colatura.htm sayfasindan alinma. Ayrica bu sayfada daha baska fotograflari da bulabilirsiniz.
Bir balik memleketi olarak biz de bu ise girsek aslinda hic fena almaz. Amazon´da bile satiliyor :)
Ben tuzlu balik pek sevmememe ragmen bu sos cok ilginc geldi, belki deneme firsatimiz olur bir gün, kim bilir :)

Simdiden herkese afiyet olsun,
Signor delizia turca

Salı, Aralık 16, 2008

Meleklik hali...

Düsünün sabah kalkmissiniz, ise gideceksiniz, ama bir de ne görüyorsunuz, kanatlarinizda problem var. Ee o zaman sizde kanatlari toplayip, toplu tasima araclari ile seyahat etmeye mecbur kaliyorsunuz :)

Pazar, Aralık 14, 2008

Bayramin ardindan...

Bayraminiz umarim güzel gecmistir, yarin sabah yine herkes isbasina dönecek. Sanirim cogu kiside "tatil yorgunlugu" bas gösterecektir. Eskilerden kisa ama güzel bir sarki, aslinda bir jenerik müzigi. Haftaya neseli baslamis olalim.

sevgiler,

Mr.TD

Cuma, Aralık 05, 2008

Viyana bayrama hazir.


Bu aksam is cikisi standart rotamda yürüyüs yaparken cektim bu fotograflari. Cep telefonu ile bu kadar oluyor artik idare edersiniz :)
Bayram tatilinde Viyana taraflarina gelecekler icin kisa bir hazirlik olsun dedim.

Viyana Bayram ziyaratine hazir, siz geliyorsunuz diye etrafi bir güzel silip, süpürttürdüm. Tüm binalarin isiklandirilmasi da tamam. Sehirdeki tüm noel pazarlari, Rathaus´in önündeki, Spittelberg, Schönbrunn Sarayi, Belvedere Sarayi´nin pazarlari artik iyice dolmaya basladi. Sergiler, Müzeler tüm ihtisamlari ile ziyaretcileri bekliyor, tek eksik Van Gogh sergisinin 8. Aralik günü bitiyor olmasi. Ama Albertina´ya gitmeyi ihmal etmeyin yine de, daimi sergisi, binanin ici de görmeye deger.


Görülmesi gereken yerlere gelince;
1.Stephansdom Kilisesi(soldaki kuleye icerden asansörle cikiliyor)
2.Kunsthistorisches Museum(sanat tarihi müzesi)
3.Opera Binasi (Staatsoper)
4.Schönbrunn Sarayi ve hayvanat bahcesi
5.MQ -Museums Quartier (Leopold müzesi,Modern sanatlar müzesi ve birkac baska müzenin bulundu bir alan, sehir merkezinde)
6.Albertina Koleksiyonu
7.MAK -Uygulamali sanatlar müzesi(ctesi günleri giris ücretsiz)
8.Belvedere (Yukari Belvedere-19+20 yy. sanatlari ve bahcesi)
9.Hofburg(kaiser daireleri,Schatzkammer(hazine odasi),Gümüs odasi)
10.Naturhistorisches Museum-Tabiat tarihi müzesi
11.Hundertwasser ve Kunsthaus
12.Rathausplatz(belediye binasi ve meydan)
13.Parlamento binasi
14.Burgtheater (tiyato binasi)

Simdi ilk olarak aklima gelenler bunlar,listenin sonu pek yok ama :-),Tabi bunlarin disinda "Ring" denilen sehr merkezini cevreleyen sokaklarda dolasmayi ihmal etmeyin.Aklima gelmeyen belki birkac önemli yer vardir ama biraz da siz arastirirsiniz artik :-)

Bunlarin disinda neler yapilir, bol bol kahvelere ,pastahanelere gidin.Demel,Sacher,Oberlaa ,Cafe Grinsteidl,Havelka Cafe,Cafe Central e gidin.
MQ deki lokallere ve Leopold Cafeye göz atin, Albertina nin arkasindaki Palmenhaus a bir ugrayin.
Stephansdom un karsisindaki "Haas Haus" un cati katindaki Do&CO barina cikin,ya da Steffl alisveris merkezinin 7.katinda,catisinda bir seyler icin ,Figlmüller de bir schnitzel yiyin. Grinzig e cikin,Viyana´yi tepelerden gören bu sarap evlerinin oldugu yerde güzel bir aksam gecirin.
Hava ve sulara gelince :), havalar malesef oldukca ayaz, önümüzdeki hafta icinde ayni sekilde devam edecek diyorlar, arada bazen hafif kar ve yagmur da olabilirmis. Ayaklari ve basinizi sicak tutun. Bu sayfada hava tahminini bulabirsiniz.

Ben de bayramda buralarda olacagim, beklerim. Kim bilir belki sokakta karsilasiriz :)
Herkesin bayramini simdiden kutluyorum. Gönlünüzce bir bayram tatili gecirmeniz dilegi ile,

sevgiler,
MR.TD


Pazar, Kasım 30, 2008

KIS Manzaralari


Artik Viyana´da tüm noel pazarlari acildi, Glühweinlar icilmeye baslandir. Havalarin sogumuasi ile sokaklarda yukaridaki kulubeler biranda cogalmaya baslarlar. Kestane Kebabi, patatesin birkac degisik variyasyounu satarlar. Yani yolunuz buralara düserse biraz nostalji yapabilirsiniz her halikarda :).
Bayram tatiline az kaldi sayilir. Kurban Bayraminda Viyana´ya gelecek olanlara bu hafta icinde birkac tiyo vermeyi düsünüyorum. Viyana´da gezilmesi, görülmesi gereken yerler, müzeler, son zamandaki sergiler hakkinda gibi. Ama sunu simdiden söyleyebilirim ki gelirken yaniniza kalin giyecekler almayi unutmayin. Binalarin icin, cafeler, müzeler, v.s nin icleri simsicak ama sokaklarda rüzgarinda etkisi ile titreten soguklar oluyor. Persembe günü unutmazsam size hava tahmini de yollarim :)

Bu havalara uygun bir sarki daha, "All this time", Maria Mena söylüyor.

Hepinize güzel bir hafta diliyorum,
Havalar nasil olursa olsun tatli-cukulata stoklariniz dolu, sizin havaniz da iyi olsun :)

Sevgilar,
Mr.TD

Salı, Kasım 25, 2008

Pek hayira isaret degil...

Bu sabah yürüken park etmis arabalarin arasinda degisik bir "arac"a gözüme takildi. Kis aylarinda apartmanlarin cevresini, dar sokaklardaki karlari temizlemek icin buna benzer araclari kullaniyorlar. Bunlar da artik sokaklara ciktilarsa durum pek hayira isaret degil dedim icimden. Kaldirimlara kücük cakil taslarini da serpmeye basladilar zaten, yerler buz tutup da havalara uculmasin diye. Bayramda Viyana taraflarina gelecekler hava durumunu iyi takip etsinler :), TD bizi uyarmamisti demeyin :D



sevgiler,
TD

Salı, Kasım 18, 2008

Böyle indirime can kurban :)

Kimi seyler vardir ki, insan bir alisti mi birakamaz, zaman zaman karnina agrilarda girse, yine de vazgecemez insan.
Zaten raflarda görmek bile insana tatli komasina sokarken, bir de fiyatini düsürdüler hain adamlar. Ve yine galip geldiler. Eve 750gramlik bir kavanozla dönünüldü o gün alisveristen :D.

Ama yine de , COK YASA NUTELLA :D

Bol tatlili bir gün dilegi ile,

:)
TD

Perşembe, Kasım 13, 2008

Slow-Food


Fast-food aleminde bazi markalarin slow-foodu da kapsamlarina almalari güzel bir sey. Bu "Cafe" uygulamasi baslayali sanirim birkac sene oldu Avusturya´da. Normalde tatlilar acisindan oldukca zayifti bu lokal ama artik seceneklerde gözle görürülür bir artis var. Pastalar, kekler, turtalar ve bunlarin yaninda da kahve cesitleri.
Benim yeni favorim asagidaki " browni", üzerinde sosu ile falan tam bir canavar. Porsiyonda cok büyük degil, eve kadar kosarak giteye yetecek miktarda kalorisi var :)

Laf slow-fooddan acilmisken buna uygun ile parca ile de haftasonunu karsilayaim. Pachelbel´s Canon ya da diger ismi ile Canon D.

Hepinize güzel bir haftasonu diliyorum. Bu aralar fazla yazamiyorum kusuruma bakmayim, ilerisi icin önemli kararlari uygulamaya koydugum bir dönem, biraz zorlu, biraz yipratici geciyor. Bu arada da bana destek olan herkese de tesekkürler, basta benim "Sevgili" olmak üzere tüm dostlarimin da sayesinde bu dönemi de atlatacagiz.

sevgiler,
TD

Perşembe, Kasım 06, 2008

Quantum of Solace - James Bond , 000


James Bond, majestelerinin 007 Numarali ajani. Bu gece "Quantum of Solace" filmini izlemeye gittim. Herkes bu yeni Bond´u meth ede ede bitiremiyorum. Bundan önceki filmini seyretmedim, James Bondlari sevmeme ragmen. Bugün, öncekini seyretmeyerek ne kadar da dogru bir karar vermis oldugumu anladim.

Filmin acilis jenerigi bir uyduruk, hadi bakalim dedim, böyle basladik umarim böyle devam etmeyiz. Filmin konusunu bilmeme ragmen, asil konu ile ilgili gecen sahne sanirim 1 -2 dakikayi gecmez. 7 dakikaya yakin Avusturya görüntüsü var, Bregenz´deki göl üzerine kurulu sahnede Tosca operasi esliginde bazi olaylar geciyor. Film cevrilirken hatirliyorum, normalde gösteri plani haricinde cekildigi icin, tüm opera oyuncularini seferber edip, sahneye koymuslardi. Binlerce kisi bu cekimlerde oynamak icin figuran olarak basvurmustu, secmeler ile ilgili bayagi bir haber cikmisti.
Neyse lafi cok uzatmiyim, benim gördügüm en kötü James Bond filmi. Konusu, oyunculari, özel efektleri ile. Benim size tavsiyem bu filme vericeginiz parayla güzel bir DVD alip, sevgiliniz ile basbasa romantik bir film aksami yapin. Eminim sizin icin cok daha kalici olacaktir. Benim bu geceki filmden aklimda kalan ördek yüzlü bir adam, yelken kulaklar, vücuduna diyecek bir sey yok, iki tane araba markasi, anlamsiz efektler.

Size güzel bir haftasonu diliyorum simdiden, keyifli ve huzur dolu. Yakinda yine görüsmek üzere,

sevgiler,
Mr.TD


p.S
foto www.007.com sitesinden alinma

Çarşamba, Kasım 05, 2008

Yeni bir peynir hikayesi...

Blogger´a ilk basladigimdan yazdigim ikinci posting peynir üzerine idi, daha dogrusu burada bulamadigimdan Türkiye´den getirdigim peynirler ile ilgili idil. Gecen gün bir alman kanalinda, Frankfurt havaaalaninda gümrük kontrolleriüzerine bir program vardi. Özellik de yolcu beraberinde getirilen yiyecekler hakkinda.
Alana yeni inmis Türkiye´den gelen ucagin yolculari bavullarini alip cikisa dogru ilerken, alman gümrükcülerde aradan secerek bazilarinin bavullarini kontrol ediyordu. Bu sefer sectikleri 45-50 yaslarinda,pardüsülü, esarpli bir kadin. Önce bavulda peynir var mi diye sordu görevli, kadin yok peynir-meynir dedi( almanca olarak söylüyor tabi, tarzanca bir almanca ile. Görevli kadinin cantasindan paket paket peynirleri cikartmaya baslayinca, önce onlarin peynir olmadigini söyledi. Görevliden "cantada peynir var mi" diye sordugunda "hayir peynir yok" dedigi icin de bir de firca yedi. Ben surdaki cantada yok demistim, bu cantayi kastetmemistim, Almancam kötü anlamadim, anlatamadim diye söylenmeye basladi Türk kadin. Bir süre devam eden bu tartismali konusma sirasinda, görevli, televizyon muhabirine olayi aciklarken, peynir yasagi oldugunu anlatirken, Türk kadinin görevlinin tek tek posetleri cikarip onlari sonra cöpe atmasi üzerine, görevli kadina Türkce olarak söyledigi laf ile olay bitmis oldu. Tv muhabiri ile görevlinin almanca konusmasi sirasinda arka fondan gelen bu Türkce cümleyi duyunca bir anda koptum resmen :)
" Allahindan bul emi".

Bu da böyle bir peynir hikayasi idi size.
Noel ve yilbasi yaklasiyor, noel pazarlari kurulmaya basladi, sanirim 10 gün icinde acilacaklar. Marketler cukulata yiginlarindan gecilmiyor. Ne kadar cabuk gecti bu sene, yine gene :)

Yakinda görüsmek üzere,

sevgiler.
Mr.TD

Çarşamba, Ekim 29, 2008

29 Ekim Cumhuriyet Bayramimiz hepimize kutlu olsun.



-Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir.

-Gelecek nesillerin Türkiye de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye'nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tesbitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Pazar, Ekim 26, 2008

Türkiye´de artik zaman otomatik olarak ayarlanip. geriye alinacak imis!


Kis saati uygulamasi bu sabah 3´de basladi, bugün herkes evindeki saatlerini, kol saatlerini ayarlayacak. Yapilmasi gereken 1 saat geriye alinmasi. Ama Türkiye icin bunun yapilmasina gerek yok, hic ugrasmasin, aman 1 saat geriye almayi unuttum ne olacak diye. Cuma günü yeni bir resmi aciklama yapildi, artik bu isler Türkiye´de otomatik olacakmis, bizi yormayacaklar hic, ne güzel. "Yukardakiler" sagolsun. Isin ilginci bu isler otomatik olarak yapildiktan sonra farkedilecek ki, "aa saat yine ayni, bir degisiklk olmamis", diyecek bazilari. Cok dogru bir tespit, cünkü ayarlanan zaman birimi saat degil yil, en az 15-20 yil. Artik belli aralikla 15-20 yil geriye gidilecek, yasasin, ya bu medeniyet, teknoloji ne güzel bir sey!
Bu kafalar, bu kafalari destekleyenler oldukca sirtimiz yere gelmez. Artik tarih derslerini de kaldirabilirler, nasilsa o dönemleri bastan yasacagiz. Benim tahminin tas, bakir, tunc ve demir devrini bastan yasamayiz belki ama herhalde ondan sonraki dönemlere yetisiriz tekrardan. En büyük dilegim ise Cumhuriyet döneminde zamani durdurmak ve yeni bir baslangic yapabilmek.


Hepinize süper bir pazar ve yeni bir hafta diliyorum. Hep tekrarladigim, " en kötü günümüz böyle olsun" sözümün yine tam zamani sanirim.


sevgiler,

Mr.TD





saat resmi
http://www.odd-world.co.uk´den alinma

Salı, Ekim 21, 2008

Paylasmak...

Kimi zaman sehrin karmasasindan kacmak icin birkac saatligine bile olsa kacilan bogaz kiyisinda icilen bir bardak cay;

kimi zaman da güzel bir limonatanin yaninda yenilen kestaneli cheesecake.

Mekanlari özel kilan sey, orada gecen anlari paylastiginiz kisiler. Yanlizken olmuyor mu derseniz, olabilir tabi ki, ama yalnizlik, yalniz kalmak kalmak zaten hayatimizin bir parcasi oldugundan artik, özel bir durum olarak görmüyorum onu, o sayilmaz yani :)

Kosusturmali, ama mutlu gecen iki haftadan sonra Viyana´ya geldim. Hayat okulu devam ediyor burada, bu sene basindan cok güzel dersler aldim, yüzsüzlük, menfaatcilik ile ilgili. Türkiye´den buraya cok seyin ithal edildigini gördüm ama insanlar araciligi ile yüzsüzlük, görmemislik, cikarciligi da yasamis oldum. Ama dedim ya hayat okulu iste, beni öldürmeyen sey beni sadece güclendirir:)

Güzel bir hafta diliyorum size, hersey gönlünüzce olsun,

sevgiler,
TD

Pazar, Ekim 05, 2008

TD'nin Istanbul gezmeleri, 2008

Sakin bir seker bayramı ardından Istanbul gezmelerine devam ediyoruz. Dün aksam İstanbul'da muhtesem bir hava vardı. Önce sahilde bir cafede oturup sohbet ederken, spontane bir karar ile Büyükadaya gitme kararı aldık. Saat 19 civarında gidip son vapur saati olan 23:30'a kadar adadaydık. Güzel bir balık ziyafetinden sonra, İstanbul'u gören güzel bir cafeden tatlılar ve kahveler esliğinde gecemizi sonlandırdık.


Geçtiğimiz günlerde kültürel faaliyetleri de ihmal etmedik. Sanırım herkes Sabancı Müzesin'ndeki DALİ sergisinin peşinde iken, biz çok doğru bir karar vererek "Pera Müzesi"ndeki " Doğu'nun Cazibesi" sergisine gittik.

Bence Dali'yi bırakıp buna gidin önce, o dönemin ressamlarından doğunun, Osmanlı' nın tablolara yansımasını görün. İnsanlar, kıyafetler, renkler, arkalarındaki kısa hikayeler, cok fazla sayıda tablo olmamasına rağmen derli toplu bir sergi. Ayrıca "Rüyalar şehri İstanbul" sergisini de alt katlarda görebilirsiniz. Sadece resimlerde kalmış bir Istanbul, ya da rüyalarda demek de yanlış olmaz sanırım.

Herkese güzel bir pazar ve gönlünüzce bir hafta diliyorum.

sevgiler,

TD

Perşembe, Ekim 02, 2008

Ara rapor.

Istanbul'a gelebildim sonunda. Günler sevdiklerle, gezmelerle, özlenen tatları lüplemekle geçiyor :). Yakında bir rapor vereceğim.

Şimdilik sevgi ile kalın.

MrTD

Perşembe, Eylül 25, 2008

Istanbul Calling 2008!



Uzun bir aradan sonra, TDsiz bir bayram düsünülemez felsefesinden yola cikarak son hazirliklari yapmaya basladim. Ekim basindan ayindan itibaran yaklasik 2 hafta süre Türkiye´de olacagim. Es, dost, seven, sevmeyenlere duyrulur. Türkiye numaram belli olunca size haber verecegim , blog vasitasi ile degil tabi :D

TD´nin Istanbul maceralarinda bulusmak üzere, size simdiden güzel bir haftasonu diliyorum :)

sevgiler,
Mr.TD

Pazar, Eylül 21, 2008

ASKIN 5 kurali.....

* Kural 1: Onu eglendir
* Kural 2: Onu etkile
* Kural 3: Onu koru
* Kural 4: Ona karsi sabirli ol
* Kural 5: Onu güldür


Wall e
Uploaded by traffic_test


Güzel bir hafta dilegi ile :)

sevgiler,
TD

Salı, Eylül 16, 2008

Gurbettekilere tavsiyeler, közlenmis patlican

Patlican salatasi en sevdigim "yemekler" arasinda yer aliyor. Eskiden hatirliyorum annem ocagin üzeriden patlicanlari közlerdi, sonra ayikla, temizle,....
Son senelerde hazir olarak satilan közlenmis patlicanlar ciktiktan sonra sanirim bu iskenceye bir son geldi. Tat olarak da oldukca basarilar. Yurtdisinda bazi markalarin ürünlerini bulmak mümkün olmuyor, bu furyadan bizim közlenis patlicanlarda payini aldi. Sordugum marketlerde pek kimsenin haberi yok, bir de oturup patlican salatasini anlattim adamlara.Bunun ne oldugunu bilmeyen var midir diye de kafamdan gecirdim. Aklima ilk blog yazmaya basladigim dönemdeki zeytin ezmesi ile ne yapilir gibi anlamsiz konusmalara yaptigim market calisanlari geldi.
Her neyse, sonuc olarak aradigim közlenmis patlicanlari hicbir Türk marketinde bulamadim. Ama arastirmaci kisiligi ile TD sonunda hedefine ulasti.

1920´lerden beri üretim yapan bir Lübnan markasi olan CORTAS´i kesfettim. Fiyat olarak da olgunca uygundu,net yanilmiyorsam 900 gr. a yakin, fiyati da 2,5-3 Euro arasi. Tat olarak söylenecek hicbir sey yok, benim tabirimle oldukca basarili, eger arayip da bizim markalardan bulamadiysaniz, bir de bunu denemenizi tavsiye ederim :)

Afiyet olsun,

sevgiler.
TD

Sacrifice...

Dün sabahtan beri yagmur devam ediyor, sicakliklar yerlerde, su an (sabah7 de, 7.5 derece) insan yürürken aglarcasina akiyor yagmur damlalari yüzünden(cok dramatik oldu :). Böyle bir süre daha devam edecek diyorlar. Kis geldi artik. Insanin kendini yaz bitmedi diye telkin etmesi bir yere kadarmis demek. Kimileri kisliklarini cikartti, sogugu, yagmuru benimsemeye basladi gibi. Ben hala direniyorum, bakalim. Sanirim mühim olan kis geldiginde de insanin icinin sicak olmasi.

Nyman´dan güzel bir parca size, tam bu havalik.

sevgiler.
MR.TD

Pazar, Eylül 14, 2008

Buchteln - Bu tatliyi da denemedim olmasin

Isyerim parlamentonun karsisinda oldugundan bazi öglenleri oranin kantininde yemek yiyiorum. Genelde iki adet fix menü ve normal listeden secebileceginiz yemekler bulunuyor. Cuma günü menülerden biri zencefil ve havuclu krema corbasi ve "Buchteln" idi. Corba ve tatli oldugunu okuyunca saglam bir ögün olacagini tahmin ettim :D. Bu kadar süredir Viyana´da olmama ragmem bu tatliyi denememistim.

Tatli aslinda iclerine marmelat doldurulmus, yaninda vanilya sosu ile servis edilen devasa hamur parcalarindan olusur. Ben sadece bir tanesini yedim, yemekten sonra büroya cikip da uyumamak icin :D.
Tarifini merak edenler bu sayfadan bakabilirler.
Tatlinin yendigi en ünlü mekanlardan biri de, benim nedenini bilmedigim sebeplerden dolayi gitmeyi düsünmedigim, yanilmiyorsam da simdiye kadar sadece bir kere gittigim Cafe Hawelka.

Herkese güzel bir hafta diliyorum, dileklerinizin gerceklesmesi, bayram planlarinin yoluna girmesi ümidi ile,

sevgiler
Mr.TD

p.S
**Bir süredir Oscar Abi´den sözler yazmiyordun, B5 özlemistir :)
When a man does exactly what a woman expects him to do she doesn't think much of him. One should always do what a woman doesn't expect, just as one should say what she doesn't understand.
**The good ended happily, and the bad unhappily. That is what Fiction means.

Salı, Eylül 09, 2008

Ver elini Istanbul...

Yeni kesfettigim "Komedi Dükkani" programini seyrederken, Özer Atik´in söz ve müzigini yazdigi güzel bir sarkiyi izledim. Sözlerini cok begendigim icin sizlerle de paylasmak istedim.


Ver elini İstanbul gezelim senle şöyle bir
Anlatacaklarım var sana, kulelerine ve çınarlarına.
Bir kızı sevdim İstanbul ben ona o kırmızıya hayran,
Sen kazan ben kepçe dönüyorum sokaklarında peşi sıra.

Yedi tepeli kadim dostum benim
Büyüksün bilirim,
Yap bir büyüklük düğümle şunun yollarını kapıma.

Bana inan İstanbul tükeniyorum inceden
Bilseydim aşk böyle bir şeymiş, seviyorum der miydim önceden
Bir sızı geçmiyor İstanbul bir de sözüm geçmiyor ona
Sözüm ona sevmeyecekmiş beni günlerdir her sözüm ona.

Yedi tepeli kadim dostum benim
Büyüksün bilirim,
Yap bir büyüklük düğümle şunun yollarını kapıma.

Düşün ki boğazına dizilmiş söylemeye yeltendiğin her söz
Mecalin yok, mecnunsun, yanıyorsun ilk defa
Düşüm orda İstanbul bir yerinde uyuyor
Yap bir büyüklük düğümle şunun yollarını kapıma.

Söz ve Müzik : Özer Atik


sevgiler,
Mr.TD

Cuma, Eylül 05, 2008

The Third Man

The Third Man filimi,konu olarak ikinci dünya savasi sonrasi Ingiltere, Amerika ve Fransa ile Rusya arasinda dört parcaya ayrildigi dönemde yasanan olaylardan bahsediyor. Daha dogrusu Amerikali bir yazarin arkadasini aramasi ve basindan gecen olaylari konu almis.Orson Welles filmin taninmis oyuncularinin basinda geliyor.

Filim ile ilgili daha detayli bilgiyi buradan edinebilirsiniz.Simdi düsünebilirsiniz bu fotografla filimin alakasi ne diye. Ben de bu fotografi cektigim yerden defalarca gecmeme ragmen, ilk defa gecen gün orada duran minibüs ve üzerindeki yazi gözüme carpti.Belediye burada turlar düzenliyor. Filimin ünlü sahnelerinden biri buradaki kanallarda gectiginden, meraklilari icin buralari gezdiyorlar. Ticaret kafasi bu iste sanirim :)

Hepinize güzel bir haftasonu diliyorum,
sevgi ile kalin.

Kapanis olarak da ünlü düsünür Mr. Spock´dan bir söz:
Spock: After a time, you may find that having is not so pleasing a thing, after all, as wanting. It is not logical, but it is often true.

TD

Çarşamba, Eylül 03, 2008

Basagrisi



Her sabah ise giderken parlamentonun yanindaki bu heykellere baktikca aklima gelen ilk kelime "basagrisi", ilk düsündügüm söz ise "kadinlar basimizin tacidir" :D

Baska da söyleyecek bir sey bulamiyorum bu durumda.

sevgiler,
T:D

Pazartesi, Eylül 01, 2008

Insan olmak, dünyali olmak.


Hani bir laf söz vardir, "insan ol biraz" diye, bu söz ile tam olarak ne kast edildigini anlamak gün gectikce zorlasiyor sanirim. Biraz düsününce akla gelen ilk seyler nedir diye saymaya baslayim;
1-Kendini sev, baskalarini sever gibi yap
2-Seni amacina götürecek herkes senin en arkadasindir( amacina varincaya kadar)
3-Karsindaki her zaman kendinden daha kötü olarak düsün, ya da en az senin kadar kötü
4-Gecmiste yasadigin tecrübeler, ya da Oscar Abi´nin tabiri ile hatalar, gelecekte de hep tekrarlanacaktir, o yüzden kimseye güvenme
5-Sevginin, mutlulugun ömrü bir kelebek ömründen uzun sürmez, o yüzden daha kalici seylerden, acilardan, karanliktan, yanliztan güc almaya calis.
6-Karsindaki anlatilani anlamiyorsa suc ondadir, sen de degil.
7-Kendine belirledigin hedeflere ulasmaya caliskirken (bunlar genelde ulasilmayan ve sonunda ya bunun cok azi ile yetinilir ya da ona bile ulasilmaz)baskalarinin ne yasadigi ya da ne hissetigi önemli degildir.
8-Cevreye karsi duyarli olur gibi yap.

Bu özellikleri genisletmek mümkün. Durum böyle olunca insan belki bu dünyadan olmamak aslinda hic de fena bir sey degilmis gibi düsünüyor.
Ünlü düsünür Mr. Spock´in insan olmak ile ilgili cok güzel diyaloglari var. Bunlarin bazilarini sizinle de paylasmak istedim:
********************
Kirk: Very good, Spock. We may make a human of you yet.
Spock: I hope not!
********************
Kirk: I suspect you're becoming more and more human all the time.
Spock: Captain, I see no reason to stand here and be insulted.
********************
Bailey: I happen to have a human thing called an adrenaline.
Spock: That sounds most inconvenient. Have you considered having it removed?
********************
Kirk: At times you seem quite human.
Spock: Captain, I don't think that insults are within your prerogative as my commanding officer.



Güzel bir hafta dilegi ile,

sevgiler,
TD

Perşembe, Ağustos 28, 2008

Ve uzun bir aradan sonra...

sayfama yeni bir banner yaptim. Dün aksam eski fotograflar ile oynarken aklima geldi, photshopdaki görüntü cok hosuma gidince, neden bir banner olmasin diyip basladim banneri olusturmaya. Bu sefer tatlilari da eksik etmedim :), sövalye ve kralicesi de yerlerini aldilar.
Boyut olarak tam emin olamadim, biraz daha uzun mu yapsaydim diye ama belli olmaz belki biraz daha degistiririm.

Istanbul ve Türkiye´nin sicaklardan kavruldugu su aralar Viyana gündüz günesli ama hafif esintili, geceleri de hos bir serinlik.
Vize olaylarimi sonunda hallettim, bazi sebeplerden dolayi uzayip gitmisti bu olay en azindan sonuclanmasi moral acisindan iyi oldu. Artik bundan sonrasi su anki isyogunlugu ve devam eden projelerin sonuclanmasina kaldi. Eger hersey ümit ettigim gibi giderse, bu bayram bircok kisi icin güzel bir bulusma olabilir. Umarim hayal kirikligi olmaz da hersey ümit ettigim gibi gider. Bu aralar cok yoruldum, güzel bir tatili hak ettim sanirim. Türkiye´ye gitmeyeli de nerdeyse bir sene olacak, vatan hasreti de artik son boyutlarda.

Yakinda daha da güzel haberler ile bulusmak ümidi ile,

sevgiler,

TD

Cuma, Ağustos 22, 2008

An apple a day keeps the doctor away...

Elmanin yararlari hakkinda söylenmis cok güzel bir söz. Ama söz edilen resimdeki elmalar degil herhalde :). Bunlardan ise, o zaman gercekten doktora ihtiyac duyulur gibi geliyor bana :)



Herkese güzel bir haftasonu diliyorum.

Bu sefer yazimi Kaptan Kirk ile Spock aralasinda gecen diyalog ile bitirmek istiyorum:
Kirk: Well, there it is - war. We didn't want it, but we've got it.
Spock: It is curious how often you humans manage to obtain that which you do not want.

sevgi ile kalin,
Mr.TD

Salı, Ağustos 19, 2008

ADAMIM BARKLEY...

Charles Barkley´in son videosunu "Eyvah Yas Otuzbes" blogunda görünce dedim ki icimden, " bakar misiniz adamim Barkley´e ya, bu adamin heykelini dikmek, sarki sirasinda gecen diyaloglardaki sözleri de duvarlara yazmak lazim.
Buyrun siz de izleyin, sonra da ah ah cekin :D
Who's Gonna Save My Soul


sevgiler,

TD

Pazartesi, Ağustos 18, 2008

Ikeacilar, haydi 2009 katalogu basina...

Her sene oldugu gibi bu sene de agustos ayinda yeni Ikea kataloglari Avusturya´da dagitilmaya baslandi. Türkiye´de de yakin zaman da cikar, tercümesi gectigimiz ay icinde tamamlandi sanirim. O kadar beklemek istemeyenlere, halka hizmeti amac edinen biri olarak, katalogun linkini veriyorum. Ingilizce olsun diye Ingiltere´deki verdim, fiyatlarlari hesaplarkan ikiye bölmeniz yeterli olacaktir sanirim.

Yukaridaki katalogun üzerine klikleyere ya da bu link üzerinden kataloga ulasabilirsiniz.

Hepinize iyi seyirler. Aman kendinizden gecip, gidip alisveris yapip, sonra eve geldiginizde " ben bunu niye aldim ki" demeyin :D

sevgiler,
T:D

Cuma, Ağustos 15, 2008

VAN GOGH geliyor....

2008 yilinin önemli sergilerinden biri sonunda aciliyor. Bayram tatilinde Viyana´ya geleceklerin kacirmamasi gereken bir sergi. 8 Eylül-8 Aralik arasinda, Albertina´da görülebilecek.

Sergi 1990 yilinda, Amsterdam´daki Van Gogh Müzesi´nde acilan 100.yil sergisinden sonra, Van Gogh hakkinda acilan en büyük sergi özelligini de tasiyor. 150 adet tablo, cizim ve suluboyanin bulundugu bu sergide bilet satislarina simdiden baslandi :). Yolu Viyana´ya düseceklere simdiden duyrulur.

Herkese güzel bir haftasonu diliyorum. Kendinize iyi bakin,

sevgiler,
T:D

Cumartesi, Ağustos 09, 2008

Big Brother is watching you!!!

Bankamatiklerden para cekerken insan genelde huzursuz oluyor, bekleyen baska bir kisi var ise, acaba benim sifremi görmeye calisiyor mu ya da biraz abartarsak gasp mi edecek gibi. Burada genelde belli bir mesafede duruyor insanlar, siz para cekerken.Avusturya´da tüm banka icindeki giselerde, bizdeki Pasaport kontrolu öncesi gibi bazen yerde bulunan iki ayak izi cikartmasi ya da buna benzer bir isaretle sahsi bilgilerinizin gizli kalmasi icin mesafenin korunmasi hatirlatiyor. Türkiye´de sanirim hemen hemen tüm bankalarda numara sistemi oldugu icin bu problem pek yok gibi. Ama olay bankamatiklerden para cekmeye gelince, nedense olay hep bir kollektif bir calisma, benim param-senin paran mentalitesi gibiymis geliyor bana. Insanlari, kimi zaman arkaya dönüp, ters ters bakarak, ya da sözlü olarak uyarmisimdir. Hatta söyle düsünüyorum, hani dügün pastasi keser gibi, gelin ve damat, ikisi bicagi beraber tutarak keserler ya, ben de birgün " gelin son rakami da beraber tuslayalim" diyecegim. Gecenlerde bir bankamatigin yanindan gecerken gözüme yeni bir "gelisme" carpti. Bankamatik makinalarina dikiz aynasi :). Süper bir fikir, biraz garip duruyor ama olsun.

Ne de olsa arac degil amac önemli :D

sevgiler,

Mr.TD

Cumartesi, Ağustos 02, 2008

Tasarim Kentleri. Son 8 Gün.


Istanbul Modern deki, 8 kentin konu alindigi tasarim sergisi 10 Agustos a kadar devam ediyor. Medyadan takip edebildigim kadari ile, cok kapsamli olmasa da yine de ilginc bir sergi.

Istanbul Modern´in sayfasindaki bilgi söyle:
64 tasarımcı 109 yapıt, 7 marka 12 ürün

• Londra’dan Christopher Dresser, Owen Jones, Willam Morris, Joseph Paxton (1851)

• Viyana’dan Joseph Hoffmann, Adolf Loos, Koloman Moser, Michael Thonet, Janke Urban, Otto Wagner (1908)

• Dessau’dan Marcel Breuer, Lena Mayer-Bregner, Wilhelm Wagenfeld (1928)

• Paris’ten Le Corbusier, Jeanneret Pierre, Charlotte Perriand, Eileen Gray, René Herbst, Robert Mallet-Stevens, Jean Prouvé, Citroen (1931)

• Los Angeles’tan Saul Bass, Harry Bertoia, Charles Eames, Ray Eames, Isamu Noguchi, Elliot Noyes, Eero Saarinen, Ford (1949)

• Milano’dan Corradino D'Ascanio, Mario Bellini, Achille Castiglioni, Pier Giacomo Castiglioni, Joe Colombo, Perry King, Paolo Lomazzi, Vico Magistretti, Angelo Mangiarotti, Bruno Munari, Marcello Nizzoli, Gionatan De Pas, Giovanni Pintori, Gio Ponti, Richard Sapper, Carla Scolari, Ettore Sottsass, Marco Zanuso, Donato d’Urbino (1957)

• Tokyo’dan Nigel Coates, Shiro Kuramata, Canon, Olympus, Sharp, Sony (1987)

• Londra’dan Ron Arad, Barber Osberby, Hussein Chalayan, David Chipperfield, Tom Dixon, Fernando Guiterrez, Zaha Hadid, Industrial Facility, Ross Lovegrove, Jasper Morrison, Ross Phillips, Peter Saville, Paul Barnes, Smith, Paul Smith, Mini (2008)
------------------------------
Viyana´dan gelen eserleri, eger yolunuz Viyana´ya düser ise, MAK(uygulamali sanatlar müzesi) ve Hofmobiliendepot(Kraliyet mobilya deposu)cok daha zengin bir sekilde görme imkaniniz da olabilir, imkaniniz olursa kacirmayin derim.

Istanbul´daki sergiden benim dikkatimi ceken en büyük eksik ise "Istanbul" un olmamasi. Eminim ki bu konuda bir calisma yapabilir, Istanbulum´u da bu sehirler arasinda sergileyebilirlerdi.

Firsat bulursaniz bir gidin görün derim Istanbul Modern´deki sergiyi, sergiden sonra da terasta güzel bir yemek yiyin bogaz ve Galata manzarasina karsi. Hatta birkac güzel foto cekip bana yollayin, ben de hasret gidereyim.

Bu aralar günlerin calismak, vizemin cikmasini beklemek ile geciyor. En büyük umudum yakinda asagidaki fotografi yayinlayabilmek.


Herkese güzel bir haftasonu ve hafta baslangici diliyorum,
sevgiler,

T:D

Cumartesi, Temmuz 26, 2008

Yalnizlik...

...insanlarin ayrilmaz bir parcasi oluyor bazen. Hangi sebepten olursa olsun. Kimi zaman sevgiliden ayrilik, kimi zaman kendinle yanliz kalip bazi kararlari verebilmek icin, kimi zaman hayal kirikligi. Bazen de sadece hava sartlari :). Asagidaki fotografta oldugu gibi. Havalarin yagmurlu olmasindan dolayi Rathaus önündeki Festival kapsaminda gösterilen filmler de payini aldi. Aniden baslayan yagmurun sonunda ortaya cikan tabloda oldugu gibi.

Böyle havalara uygun, bir de güzel sarki size, Duffy´den Warwick Avenue.
Sevgiler,
Mr.T:D


When I get to Warwick Avenue
Meet me by the entrance of the Tube
We can talk things over a little time
Promise me you won't stay by the light

When I get to Warwick Avenue
Please drop the past and be true
Don't think we're okay just because I'm here
You hurt me bad but I won't shed a tear

I'm leaving you for the last time, baby
You think you're loving but you don't love me
I've been confused outta my mind lately
You think you're loving but I want to be free
Baby you've hurt me

When I get to Warwick Avenue
We'll spend an hour, but no more than two
Our only chance to speak once more
I showed you the answers, now here's the door

When I get to Warwick Avenue
I'll tell you baby, that we're through

I'm leaving you for the last time, baby
You think you're loving but you don't love me
I've been confused outta my mind lately
You think you're loving but you don't love me
I want to be free
Baby you've hurt me

All the days spent together, I wish for better
But I didn't want the train to come
Now it's departed, I'm broken hearted
Seems like we never started
All those days spent together, when I wished for better
And I didn't want the train to come

You think you're loving but you don't love me
I want to be free
Baby you've hurt me
You don't love me
I want to be free
Baby you've hurt me

Cuma, Temmuz 11, 2008

Zor bir secim :)

Iki cesit" cukulata" var, birincisi marketlerde satilan, paketlenmis, normal boyutlarda olan, bakiniz asagidaki fotograf;

diger bir secenek ise sokakta satilanlar :). Ben tercihimi yaptim, bakalim tahmin edebilecekmisin. Sira sizde.


Güzel bir hafta sonu dilegi ile. Cumartesi günü Viyana Film Festivali basliyor, programi bu linkten bulabilirsiniz. Önümüzdeki aylar icin yolu Viyana´ya düseceklere duyrulur.

sevgiler,

Mr.TD

Pazar, Temmuz 06, 2008

Hayat yasamaya deger...

Simdi bazilariniz sorababilir, bu fotografin anlami nedir diye.Fotografta altin döneminde bir hanimefendi var. Biraz dikkatli bakinca ama masanin üzerindeki dikkatinizi cekebilir.

Hatta ben biraz büyüttüm sizin icin. Mini minnacik porsiyon bir dondurma, bol krema ve cukulata sosu :)

Icimden gecirdim ben de o an, bizde bu yaslara geldigimizde böyle seyleri yemege hala gücümüz olsun, sagligimiz elversin diye :D

Hepinize güzel bir hafta diliyorum.

Bu seferlik müzik olarak, bir arya ile basliyor video ,Nessun Dorma, Puccini´nin Turandor operasindan. Söyleyen kisi isi Ingiltere´de bir telefon magazasinda calisan, görme engelli Paul Pott. Bir yetenek yarismasinda birinci olarak yepyeni bir hayata adim atmis. Insanlarin amaclarina ulasmak icin inancin neler yapabileceginin güzel bir ispati. Biraz müzik, biraz belgesel havasinda bir video. Ikinci parca ise "Time to say goodbye" diye bilinen,Con te partirò


sevgiler,

Mr. TD

Salı, Temmuz 01, 2008

Nerede eski ekran koruyuculari?

Bugün büroda görevliler temizlik yapilirken, dolaplarin icindeki kartonlardan birinde bulduklari, biraz nostaljiyi hatirladan bir sey gözüme carpti. Dedim firsat kacmaz, hemen alip ekran koruyucu olarak görüntüledim, nasil olmus :D



Güzel bir hafta dilegi ile,

sevgiler,
TD

Çarşamba, Haziran 25, 2008

Haydi...



Bugün sabah ise gelirken Avusturya´nin günlük gazetelerinden Heute´nin kapagini görünce bir anda tebessüm ettim. Bu aksam ki mac öncesi sanirim en güzel dileklerden biri bu herhalde. Tabi olayin arkasinda Alman-Avusturya cekismesi de yatiyor ama olsun :).
Hadi bakalim, hayirlisi.

Gazetenin ic sayfalarindaki asagiki haber atlamisim, bu da süper ve anlamli bir mesaj bence. Hatta Türkiye gazeteleride böyle baslik atsalar yeridir.

Kaynak: www.heute.at

Pazartesi, Haziran 23, 2008

Yoruldum...

Yoruldum...
cok yoruldum. Pes etmemeye de calisiyorum, elimden geldigi kadar, gücümün
yettigi kadar. Umarim yeter. Bu aralar ne birseyler yazasim, ne birileri ile konusasim var. Biraz dinlenmem gerekli. Hayirlisi artik.


Çarşamba, Haziran 18, 2008

Ton in ton, monoton?


Cafe Landtmann in "maroni" ya da kestaneli pastalarinin yaninda renk olarak herhalde Cafe Latte den daha uygun bir icecek olamazdi. Tam anlami ile bir "ton in ton" olayi, ya da japon bir arkadasin tabiri ile "monoton" olayi.
Ben tatlilarla beraber sicak icecek olayina bir türlü alisamadim. Benim tercigim hep daha ferahlatici iceceklerden oldu, Türkiye´de isem limonata, burada da "Bitter lemon". Ama mümkünse Schweppes olmasin, gurmeyiz ya, Prince marka olacak :).Ama eger firsatiniz olursa deneyin, ikisi arasindaki dünyalar kadar farki sizde göreceksiniz.
Pasta oldukca basarili idi, agir gözükse de birkac hamlede pastalar cennetine gönderdim onu :)Yasasin Hain T:D


Tatli günler dilegi ile,

sevgiler,
TD

Cuma, Haziran 13, 2008

Güzel haftasonlari...

Dün yorucu ve yiprtaci bir toplantidan ciktiktan sonra, biraz kendimize gelelim diye, bir cafeye oturduk. Bürokrasi ile ugrasmak, belirsizlik insani cok yoruyor.
Birseyler icerken, bir ara basimi yukari kaldirip baktim,asagidaki manzara cikti karsima. Renkler, binanin görüntüsü bir an icin de olsa insana huzur verdi.

Insan zaman zaman ümitsizlige kapiliyor. Sevdikleri, dostlari, ailesi sayesinde gücleniyor, güclenmeye gayret ediyor.

Hepinize güzel bir hafta sonu diliyorum, gürültüden, stresten olabildigince uzak. Zaman zaman basinizi kaldirip gökyüzüne bakmayi unutmayin,aradan sizan az da olsa, günes isigini, mavi gökyüzünü yakalamaya calisin.
Sevgiyle kalin,

T:D

Çarşamba, Haziran 11, 2008

EURO 2008 geldi , hos (mu) geldi...


Euro 2008 gelecek, geliyor derken geldi. Haftalar öncesinden baslayan sehrin merkezini mini yari acik hapishaneye cevirme calismalari sonuclandi. Meydanlar taraftara acildi. Is yeriniz bu meydanin 100 metre yaninda olunca, maclarin baslama saatleri ayri bir önem tasimaya baslidigini da belirtmek isterim. Sakin bir sekilde bürodan cikip, metroya dogru ilerlediginizde karsinizda üzerine dogru gelen fanatikleri bulmak her zaman ilginc olmuyor.

Mac öncesi ve mac sonrasi buralarda olmayacaksiniz demek. Bazen is cikisinda FAN ZONE´a girip ufak bir tur atip cikiyorum. Fotograflarda ki insanlarin az olmasi da bu mac saatlerinin disinda cok fazla bir hareketlilik olmamasindan kaynaklaniyor.

FANZONE larin icinde cesitli yeme-icme standlari var. Tabi ki bizde burda yerimizi almisiz :)

Rathas´un karsisinda bulunan Burg Theater´in üzerine de cocuklar futbol oynarken toplarini kacirmislar, tiyatro müdürü de "keserim de geri vermem" diye alikoymus topu ,sergiliyor.
Karsilasmalarin iki ülke ve cok sayida fazla sehire dagilmis olmasi sanirim bu organizasyondan büyük kazanclar bekleyen kisileri de hayal kirikligina ugratti. Fan Zone 40.000 Euro lara ulasan kiralari verenler simdiden kan aglamaya baslamislar, böyle giderse tazminat davasi bile acariz diyorlar, bakalim zaman neler gösterecek.

Fanzone´daki webcam de görülmeye deger, hala bozulmadi ise tabi :),herkes bir saga sola cevirmekten bozacaklar sonunda. http://webcam.anw.at/ adresinden sizde bir göz atin isterseniz.

Simdilik bu kadar, yakinda görüsmek üzere,
slmlar
TD




plan http://fanzone-vienna.at/´den alinmistir.

Pazartesi, Haziran 02, 2008

Tatli bir hafta olmasi dilegi ile....

Yeni bir hafta daha. Viyana artik yari acik bir cezaevi havasina büründü iyice. Parklarin, önemli binalarin, Fan-zone denilen taraftarlarin toplanarak maclari izleyebilecegi yerlerin cevresi iki metreye yakin demir korkuluklar ile cevrildi. Sonumuz hayir ola.

Haftaya tatli bir giris yapalim dedim, evimizin pastahanesi Sluka´dan yine. Ici schokomousse kapli, kücük visne parcalari var. Benim tabirim ile basarili bir calisma :)

Bir de güzel sarki size, Gabrielle Cilmi´den "Sweet about me". Bu yazinin ici disi tatli oldu valla, öglene az yersiniz artik :)


sevgiler,

Mr.TD

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin