Cuma, Eylül 28, 2007

Her yagmurun arkasindan ....


Iki gündür yagmur durmaksizin yagiyor.Bazen derler, bereket yagiyor diye ama insaninda ici zaman zaman kararmiyor degil.
Gecenlerde yagmur sonrasi,bürodan cikarken camdan baktigimda cok güzel bir manzara vardi,gökkusagi.Hatta bu sefer iki tane, torpilli.Fotografini cekmeden edemedim,umarim bu iyie bir isarettir diyerek.
Birazönce saganak yagmur da tamamen durdu ,ve beklenen an geldi,
TA TAAAAAAAAAA!!!


Herkese ,bol günesli, günesli olmasa da keyifli bir haftasonu diliyorum.Ben de bu haftasani biraz kültürel faliyetlere niyetliyim,en azindan daha önce bahsettigim Albertina´da ki sergiye.

Birde hos sarki ekleyelim, Tony Bennett´den Blue Moon.Böylece , yagmur,günes ve ay üclüsü de tamamlanmis oldu :)

Sevgiler,

Mr.TD

Salı, Eylül 25, 2007

Gitmek mi zor , kalmak mi?

Günaydin,
Nasilsiniz bugün,keyifler yerinde mi?Havalar sular :)?Kisa bir süre icin de olsa birseyler yazmak istedim, arayi cok da sogutmamak icin :D,yogunluktan maillerime bile bakmya firsat bulamiyorum bu aralar.
Play tusuna basarak ,güne baslayalim yine,sessiz,sakin ama derinden :)

Sabah gelirken hergün gectigim köprünün üstünde Tuna Kanali boyunca siralanmis agaclarin artik iyice sonbahara hazirlandigini gördüm,kisliklar giyilmis diyecegim ama ,kisliklara soyunulmus oluyor malasef onlar icin,yapraklarini dökerek.Ama daha ümit var,bir süre daha o güzel sari,kahverengi,kizil tonlari ile eslik edecekler sabahlari bana, umarim :).

Insan hayatinin büyük bir kismini ayriliklar,kavusmalar, vedalasmalar,ugurlayanlarina gözden kaybolmadan önce bir kez daha bakip gülümsemelerle gecirince ,hani derler ya alisiyor diye,aslinda hic de dogru degir,alisilmiyor.
Insan,eger bilmiyorsa,ailenin ,dostlarin,sevgilinin yaninda olmamasinin ne demek oldugunu anliyor.Ama eger bunun da farkinde degilse zaten o kisi icin yapilacak pek bir sey yok,zaten toplum icin bir kayip sayilmaz onun varligi.Insan uzakta da olsa eskikligini hissettirmemek icin cabaliyor,elinden geldigince.
Bu seferki sarki Plain White T´s den,kendilerini myspace den tanitmaya baslayip,daha sonra ünlüler kervanina katilan bir grup.Aslinda daha rock tarzi sarkilarinin arasinda ender de olsa daha yumusak bir parcalari var, "hey there delilah".Bu sarkiyi seyredince ya da dinleyince ayriliklar aklima geldi bir an ,ama sonra da bir sonraki bulusmanin heyacani belki de.


Hepinize güzel bir gün diliyorum,
bol kavusmali,sakin ama mutlu bir gün,

sevgiler,
Mr.T:D

Perşembe, Eylül 20, 2007

Beautiful day!

U2 nun parcasi tam benlik aslinda,havaalanlari,ucaklar,ayriliklarlar,bulusmalar.
Sabaha erken basladim yine, 6:24 de uyandim.Dus ,tras,biraz radyo da haberler derken,7:30 da attim kendimi sokaklara.Sabah erken saatleri seviyorum,patronumda erkenden gelen biri isi,cogu zaman büroya gelmeden önce sabah kisa bir telefon trafigi olur,koordinatlar alinir,pozizyonlar sorulur :), 13 dk sonra Cafe Sluka da görüselim derim,kendisi Pilot dur bu arada, cok sever böyle konusmayi.Her neyse konudan konuya atlamiyim.
Bugün güzel bir gün,piril piril günes disarida,ah bir de su sabah ayazi olmasa.
Kocakari sícaklari gelecek diyorlar,ben bir süre daha burdayim , müsaitim , bekleriz.



Havaalanlarinda,ucaklarda gecen zamanlarda her sefer yeni bir ilginclik ile,degisik insanlarla tanisiyor insan.Benim en sevdiklerim, ucaklara binmek icin otobüslere binmeden 30 dk önce siraya giren insanlar, aralarindaki tartismalar,sen öndesin ben arkadayim.Canim Türk insani önce otobüse binen önce ucar ve inen felsefesini güdüyor hala ,malesef.Ben de cogu zaman otobüse en son binenlerden, haliyle de ilk inenlerden olurum.
Check -in kuyruklari ayri bir macera , nicin hep THY ya da rus havayollari gibi firmalarin check-in siralari hareketli olur.
Sirada beklersiniz, önünüde 3-4 kisi beraber duruyordur.Bir gruptur bunlar.Beraber check in yapip,beraber oturacaklar,dogal bir sey.Bir süre gecer ,hala önümüzde duruyorlar ,sira ilerlemiyor.Neyse biraz daha bekleriz, aaa, sagdan soldan sürekli insanlar bunlarin yanlarina gelip , evraklarini veriyor.Artik dayanamadim sordum,afedersiniz siz nasil bir grupsunuz, 4-5 di , oldu 15 , biz de burda agac olduk.Efendim biz grubuz, arkadaslar bizimle dedi.Siz daha önce ucmussunuzdur herhalde dedim, yanyana kac koltuk oldugunu biliyormusunuz dedim ucakta, adam anlamadi,dedim hadi en büyük ucak olsa 4ünüz yanyana oturursunuz.Yina anlamadi.
Siz her geleni böyle eklerseniz grubu, sonumuz hayir ola.4er 4er de olsa, 100er 100er de sonucta kucak kucak oturamiyacaginiza göre, bundan sonra gelen arkadaslariniz adam gibi siraya girsin,islemlerini yaptirsin dedim.Grupda bir homurdanma oldu, sesler yükselde, homur homur ,biz grubuz falan filan diye.Neyse adamalari yararak check-in olayi gerceklesti , benden gaz alanlarda arkamdan geldi tabi.
Vatan özlemi apayri bir sey,tasini topragini özlüyor insan haliyle.Viyana´ya ilk geldgigim senelerinden biriydi sanirim, Türkiye´den dönmüsüm, bavullari beklyorum.Bandin üzerindeki bavullari, cuvallari, patlamis kartonlara bakiyorum.Sonra gözüme ilginc bir sey takildi, dedim herhalde reklam icin falan, üzerinde camurlari kurumus bir kazma.Evet KAZMA,yanlis okumadiniz, hani bazi gazetelerde fotograflar var, yurdum insani diye, ayni oraya ait bir görüntü idi.

Diger bir konuda nerede oturulacagi ucaklarda,ben hep koridor trarafinda otururum, aralarda yan taraflara ayakalarima uzatip biraz yayilabileyi diye.Ucaga binilir,herkes ellerinde boarding karti,saga sola bakarak ilerler,kimi sesli,kimi icinden sayarak ilerler, 4-5-6-7-8.Tabi bu rakamlarin yaninda bir de harfler varki, en büyük panik yaratan seyler bunlar herhalde.a-b-c-d derken , olay iyice kopar.Hele bir de koltuk arkalarda ise ucagin ici 23-24-25 sesleri ile , her sirayi ayri ayri kontrol ederek ilerler.Benim tahminim yol boyunca koltuk yerlerinin degistigini falan zannediyorlar hehalde, bir anda 8den sonra 19,19´dan sonra 7´ye geciyor , ya da randomize bir dagilim var.
Mr.TD THY de sevilen bir yolcu,sempatikliginden :) bir yana, sanirim bana benzeyen bir kaptan pilot oldugundan.Birkac kez hosteslerin, "bizdensiniz degil mi" diye sorularina sadece tebesümle cevap vererek , yolculuguma " özel servis esliginde" devam etmisimdir.
Neyse ucak ve havaalani anilarima baska bir zaman devam ederim artik,

hepinize " Beatiful " bir gün diliyorum,
sevgiler,
Mr.TD


p.S
ucaklarda 13 numarali koltuk sirasi yoktur :),ne olur ne olmaz diye kullanilmiyor bu sayiyi

Salı, Eylül 18, 2007

Happy Birthday!

Haftasonlari bu aralar daha cok dinlenme modunda gectiginden,televizyonda cok sevdigim eski filimleri de izleme sansim oluyor.Gectigimiz haftasonu gecmis dönemlerin ünlülerinden bahsederken söz "Grete Garbo" dan acildi.Bakarmisiniz lütfen!Ne kadar büyüleyici.

photo by Goodwin, Henry B.

Bugün onun dogumgünü, derler ya hani , yasaydi bugün 102 yasinda olacakti.Photoshop,estetik,sentetik olmadigi dönemlerde böyle güzelliklerin degerini simdi insan daha da iyi anliyor galiba.

Van Morrison in "Just Like Greta" esliginde , karsinizda Greta Garbo !


Some days it gets completely crazy
And I feel like howling at the moon
Then sometimes it feels so easy
Like I was born with a silver spoon

Other times you just can't reach me
Seems like I've got a heart of stone
Guess I need my solitude
And I have to make it on my own

Well I guess I'm going A.W.O.L.
Disconnect my telephone
Just like Greta Garbo
I want to be alone

Need to make some real connection
Baby something's just got to give
'Cos I've been too long in exile
I've been grinding at the mill

Too long to decode all the secrets
Have to get some elbow room
Most people think that everything
Is just what they assume

Well I know I'm going A.W.O.L.
Tell everyone I'm not at home
Just like Greta Garbo
I just want to be alone

Well I'm going out to L.A.
I wanna get my business done
Then I'm going on to Vegas
Then I'm going on the run

If anybody asks you have you seen me
Please just tell them no
'Cos I'm living on the outside
And I have nowhere to go

Well I guess I'm going A.W.O.L.
Disconnect my telephone
Just like Greta Garbo
I just want to be alone

I just want to be alone
Disconnect my telephone
Just like Greta Garbo
I just want to be alone

**********************************
Bugün dogumgünü olan herkesin de tabi bu güzel gününü kutluyorum,en kötü senemiz gectigimiz gibi olsun diyerek :)

sevgiler,
Mr-TD

Perşembe, Eylül 13, 2007

Schönbrunn ZOO - Hayvanat Bahcesi

Yaz kis ayirmadan havalarin güzel oldugu günlerde Viyana ´da en cok ziyaret edilen yerlerden biri Schönbrunn Sarayi, onun bahcesi ve bahcenin icinde bulunun dünyanin en eski hayvanat bahcesi olan " Schönbrunn Zoo" .Aslinda ben de canlilarin kafesler ve duvarlar arkasinda olmasi taraftari bir insan degilim ama eger böyle bir olacaksade en dogru sekilde,en uygun olarak yapilmasi taraftariyim.Istanbul´daki Gülhane Parkinin icler acisi hali hala gözümün önünde,hatirlayinca bile üzülüyorum.
Schönbrunn Hayvanat bahcesine son gittigimde neredeyse yarim günü orda gecirdigimizi farkettim.Bir de beslenme saatlerini beklerseniz yogun bir ziyaret programinizin olacagini simdiden söyleyebilirim.
Gelelim bahcenin sakinlerine ,



Koalalar hayvanat bahcesinin en sakin :) sakinleri,minimum hareket ,maksimum uyku , ilginc bir felsefe aslinda.Tüm besinleri okaliptus,su bile icmiyorlarmis,yapraklardan karsiliyorlar tüm ihtiyaclarini.


Hayvanat bahcesinin ünlü orangutanlari var,Johnny ve Nonja.Nonja 1956 ile 1992 yillari arasinda burda yasamis, 49 yasinda ölmüs, tam bir resim ustasi.Yanliz bir kötü aliskanligi varmis boya icin verilen seylerin bir kismi midesine gidiyormus,boyalari geri verdigi pek görülmemis.Yeni nesil ressam ise Nonja,yaptigi resimler oldukca ünlü.

Konu onlardan acilmisken benim de sahit oldugum bir olayi anlatayim size.Orangutanlarin bulundugu bina iki cepheli, ic kismi büyük camekandan , iceride olanlari izleyebileceginiz bir alan, dis tarafi ise fotogrflarda gözüktügü gibi cam ve parmakliklardan olusuyor.Binanin ic tarafinda iken orangutanlardan biri ziyaretcilerin birinin elindeki kesekagidini gördü.Önce cama parmagi ile vurup yakina gel diye adami cagirdi.Sonra elleriyle icini acmasini gösterdi,yemek oldugunu sandigindan.Sonra adama sag parmagi ile , hani otostop cekermis gibi hareketler yapmaya basladi.Olay herkese biraz gec düstü,megerse disariya gel isareti yapiyormus.Herkes hurrraaa diye disari cikti,kisa bir süre sonra aradaki tünelden gecip disariya cikti,tepeye tirmandi.Orda asili olan halatlarla birseyler yapmaya basladi,herkes oyun oynuyor diye seyrederken ,ne yapmak istedigini anlayinca cogu kisi inanamadi.Ordaki halatlari asagiya sallandirip, adamin paketi ona baglamasini istiyordu. :D.Bakarmisiniz olaya, resmen filim gibi .Insanolgunun atalarinin nerden geldigini bir kere daha gördük böylece :)

Gelelim pandalara;
Fotograftaki aslinda taze bir baba, bu fotograflari cektikten birkac sonra baba oldu kendisi.Heryerde onlarin ismi geciyor bu aralar,yavru daha disariya bir kere cikti annesi ile , birkac ay icinde disariya cikip dolasmasini bekliyor.100gr dogan bir canlinin bu boyutlara geldigini düsünürseniz doganin mucizelerinden biri daha.Yeni doganlar arasina gecen gün zürafalar da katildi,kutup ayisinin da kasim-aralik gibi bir bebeginin olmasi bekliyor, doguran dogurana :).



Hepinize bol günesli,gülümsemeli günler diliyorum.Aman kendinizine dikkat edin,bu havalar hasta olmaya cok müsait,nezle, grip yolda.Sifayi kapmis olanlara da tekrar gecmis olsun.
Havalar nasil olursa olsun, bizim havamiz iyi olsun ama, degil mi :) ?

sevgiler,
MR.TD

Pazartesi, Eylül 10, 2007

DALGA İLE KIYININ AŞKI


DALGA İLE KIYININ AŞKI

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga seven, kıyı sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga.
Ve döner hep geriye,
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya,
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca,
İşte, ben de seni böyle severim yar.

Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarını...
Okşanmayacaklarını...
Ama inatla açarlar; aşkla, sevgiyle, özlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını,
İşte, ben de seni böyle beklerim yar.

Yar, ipek böceğini bilir misin?

Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını,
Bilir o ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını,
Ama aşkına feda eder kendini.
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca,
İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.

Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için,
Öyle zorludur ki ayrılmaları,
Verir meyvesini ağaç,
Meyve tohum olur, tohum kök olur,
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden.
İşte ben de böyle yar;

YOK OLMAYI GÖZE ALDIM TEKRAR SENDE DOĞMAK İÇİN...


Bu siiri gecenlerde yine gördüm,biraz hüzünlü gibi de olsa güzel bir siir,nedendir bilmem seviyorum.Herseyin bir sebebinin oldugunu,olacagina vardigini anlatiyor benim icin.

Bu siire de eslik edecek sarki olarak Buena Vista´dan Chan Chan


Herkese güzel bir hafta diliyorum,sevgi,nese ve herseyden önce saglik icinde.
Sevgiler,

TD


p.S
Yanilmiyorsam siir Aysun Öztürk´e ait.

Çarşamba, Eylül 05, 2007

Vienna @night , Staatsoper ve Uniqa Binasi

Bundan önceki kabus hava haberlerinden sonra, sevgili B5cigim benden daha sicak görüntüler, haberler istemis.Iste tam ona göre sicak bir yaz aksamindan kameraya takilan iki poz.

Aksam gezmesi sirasinda Staatsoper binasinin arkasinda bulunan Albertina´nin terasindan bu güzel görüntüyü görünce , sizinle de paylasmak istedim.Daha önceleri binanin esas girisinin de fotgrafini cekmistim ama bu acidan da tüm ihtisami ile karsimdaydi.



Diger güzel bir görüntüde insaati kisa bir süre önce biten , bir sigorta firmasina ait bina.Hava kararinca binanin üzerindeli LED´ler sayesinde tam bir renk ve ışık cümbüsü oluyor.Hatta kisa bir film olarak da cektim, belki onu da eklerim bir ara.


Böyle yere de böyle bir sarki gider sanirim,


Shut your eyes and think of somewhere
Somewhere cold and caked in snow
By the fire we break the quiet
Learn to wear each other well

And when the worrying starts to hurt
And the world feels like graves of dirt
Just close your eyes until
You can imagine this place
Yeah, our secret space at will

Shut your eyes, I spin the big chair
And you'll feel dizzy, light and free
And falling gently on the cushion
You can come and sing to me

And when the worrying starts to hurt
And the world feels like graves of dirt
Just close your eyes until
You can imagine this place
Yeah, our secret space at will

(Shut your eyes )
Shut your eyes and sing to me (Shut your eyes and sing to me)


Herkesin hayatinda ,sarkida oldugu gibi,böyle özel yerlerin ve bunlari paylasacagi kisilerin olmasi dilegi ile,

sevgiler,
Mr.TD


p.S
Bu arada saat 19:10 , havasicakligi 8.9 Derece :D

KIS GELDIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII !

Fazla birsey yazmaya gerek duymuyorum, saat 13:00 deki havadurumunu gösteren harita herseyi acikliyor.Su an Viyanada´ki hava durumunu merak ediyorsaniz buyrun bu linkden bakin ,ben son baktigimda 9.4 Derece idi, saganak yagmurlu !

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin