Pazartesi, Aralık 31, 2007

Yeni yila girerken...

Klasik bir baslangic yapalim önce :),
Acisiyla ,tatlisi ile bir yil daha geride kaldi.
Yeni bir yil,yeni özlemler,dilekler, beklentiler, hayal kiriklari, ayriliklar, beraberlikler ...Daha neler neler getirecek kimbilir. Ama ne olursa olsun sonunda bir güzel olaya da sebep olsun diye dilemek gerekir herhalde.

Yeni yil dilekleri sonsuz,her seyin basinda saglik,mutluluk, sevgi, basari.Gecmis yilada sükr etmek gerektigini unutmayalim ama, bize getirdiklerine,sevdiklerimizle, ailemizle beraber gecirdigimiz anlarin degerini hatirlayalim yeniden. Sahip olduklarimizin degerini bilmek bile gelecek icin en güzel yatirim bence. Cünkü geri dönüsü sevgi,arkadaslik,sevkat ve huzur olacak.
Bu yilin son günlerinde aramiza katilan yeni bir de melek de var :D,EMRE ALP,ona da hosgelsin diyoruz :)

Geleneksel cam agicini da kurduk bu sene, oturma odasina, bekar evi olunca biraz daginik oluyor kusura bakmayin :), biraz da Alfred Hitchcock durumlari var aslinda bu fotografta ;).


Her yil oldugu gibi bu senede yilin ilk günündeki.1 Ocak 2008, en önemli kütürel olaylardan biri Viyana Filarmoni Orkestrasi´nin Yeni Yil konseri.Viyana´daki Musikverein binasinda gerceklesecek konseri yine 50 ye yakin ülke televizyonu canli olarak verecek.Bunun da haberini duymayanlara vermis olayim.

2008’E VİYANA FİLARMONİ ORKESTRASI’YLA MERHABA
1 Ocak Salı günü saat 12.15’de “Viyana Filarmoni Orkestrası”nın geleneksel “Yeni Yıla Merhaba” konseri de yine NTV’den canlı yayınlanacak.

Herkese tekrar saglik,mutluluk ve sevgi dolu yeni bir yil diliyorum. En kötü senemiz bu geride biraktigimiz yil gibi olsun.

Sevgiyle kalin,
Mr.T:D




Haritanin tamamini görmek icin

Perşembe, Aralık 27, 2007

TD´nin Viyana gezmeleri , LOBMEYR

Bu seferki yazim özel bir dost icin,biraz da kaprislidir,her seyi de begenmez öyle kolay kolay , kih kih :D ,onun istegi üzerine bu postingi yazdim. Ondan güzel haberleri bekliyoruz cok yakinda.Cok özletme kendini tamam mi ;)?


Uzun süredir ara verdigim Viyana gezmelerimi gectigimiz hafta devam etme sansini buldum artik.Sergi,müze olaylarina basladik.Önümüzdeki günlerde bunlari ilgili yazilarimi yayinlayacagim.
Müze, sergi olaylarina girmeden önce Kärntner Strasse üzerinde bulunun, 1800lerin baslarindan beri saraya da ürün satan Lobmeyr´in magazasina bir ugradik.Magazanin diger müsterilerine bir göz atarsaniz,siz de ne kadar ün salmis bir firma oldugunu anlayacaksiniz.Bu linkden listeye ulasabilirsiniz.

Magazanin icini girdiginize,az da olsa zamanda bir yolculuga da cikmis oluyorsunuz aslinda.Klasik modellerin yaninda modern ürünlerin de olmasi firmanin daha uzun zaman piyasada kalmaya niyetli oldugunu gösteriyor.
Wiener Werkstätte denilen, Hofer ve Moser ile baslasayan dönemle de ilgili firmanin ürettigi bircok ürün var.


Firmanin sayfasindan ürünlerle ilgili,firma ile ilgili daha detayli bilgi edinebilirler.Ama dolasirken dikkat edin,sag solu dagitmayin :),cünkü fiyatlar oldukca basarili ,ne siz sorun ,ne de ben söyliyim.

Bundan sonra,gezdigim,gördügüm yerleri googlemap´den de isaretleyip,yazinin sonuna ekleyecegim,olurda gitmek isteyenler olursa yerini kolay bulsunlar diye :).Cok halka hizmetci gördüm kendimi :)

Haritanin tamamini görmek icin

Bugünlük bu kadar, haftasonunuz da simdiden ici gecsin diyerek,yavastan is dünyasina dönüyorum.
Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakin,havalar nasil olursa olsun ,kalbinizi sicak tutun.

sevgiler,
Mr.TD

Perşembe, Aralık 20, 2007

Iyi bayramlar...

Her sene oldugu gibi,sevdiklerinizle,sizi sevenlerle,saglik ve huzur dolu bir bayram gecirmeniz dilegi ile.



Sevgiler,
Mr.TD

Çarşamba, Aralık 19, 2007

TD´nin noel gezmeleri

Geleneksel noel pazarlari gezmelerine basladik,ilk duraklardan biri Belvedere Sarayinin önündeki noel pazari.Havalar buz gibi bu aralar,o yüzden cok foto yok.Bir haftadir da öksürük ile bogusmaktan yeni yeni sokaklarda dolasmaya basladim.Önümüzdeki günlerde Viyana´dan yeni fotograflar da geliyor.



Bu vesile ile de hepinizin bayraminizi kutluyorum, sevdiklerinizle beraber güzel bir bayram tatili gecirmeniz dilegi ile,

sevgiler
Mr.TD


Haritanin tümünü görmek icin

Pazar, Aralık 09, 2007

Hayat yolculugu ...


Balıkçı köylerinden geçenler bilirler,
Oralarda hayat erken başlar,
Deniz yürekli bir sevgili ise,
Dalga kıran da bir barınaktır.
Her akşam takaların seslerine birde yüreklerde ki hikayeler eklenir,
Deniz fenerinde el sallayan bir aşık mutlaka vardır,
Mavi, uçsuz bucaksızdır ama hatayı da affetmez,
Belki de kadın gibi
Ve rastgele...


Diye baslamis gecen gün sevgili dostum Zynep;
Güzel fotograflari esliginde yazdiklarini okurken hemen o an aklima birkac cümle geldi,unutmiyim diye hemen kagida kaleme sarilip bir yerlere yazmaya calistim diyecegimi zannetiz ama yok öyle bir sey yapmadim :),aklimin bir kösesine not ettim sadece :D
Söyle devam ettim ben de;

denizin bir de sagi solu belli olmaz,
tipki kadinlarda oldugu gibi.
Güzelligi karsisinda hayranlikla baka kalirsin,dalgalarin sesine dalip.
Sonra birden hircinlasir,alabora eder insani.
Bogusur durursun,ta ki siginacak yeni bir liman buluncaya kadar.

Bir özlemdir hep pesinde kostugumuz,
kimi zaman günese,sicakliga,
kimi zaman da karamsarliga,üzüntüye.
Insanoglu nankördür, elindekinin degerini bilmez.
Camdan disari baktiginda,nerede kaldi bu günes,diye sitem eder önce.
Sonra da ondan yakinir kavusunca,bulutlara olan özlemini hatirlar.

Her hayat bir yolculuk,karsilastigimiz her insan da bir denizfeneri bu yolculukta.
Kimi zaman isigi ile gözümüzü kamastirir, ne yaptigimizi ,nereye gittgimizi anlamayiz;
kimi zaman da bize dogru yolu gösterir bu yolculukta, eslik eder bir sonraki dönüm noktasina kadar.

Her yolculukta ufugunuz acik,eslik edenlerinizin de size mutluluk yolunuza isik tutmasi dilegi ile,


Iyi haftalar,

Mr.TD

p.S
Bu postingde sanal reklam uygulamasi yapilmistir :P

Çarşamba, Aralık 05, 2007

Gerçek çam ağacı nereden alinir ?


Gecenlerde eski bir postingime bir yorum yazilmis, okuyunca aslinda hem tebessüm ettim hem de sasirdim. Aslinda böyle sorulari almak insani bir yandan da sevindiriyor,elimden geldigince yardim etmeye calisiyorum ben de.
Soru söyle idi:

Merhabalar,

Yilbasi icin gercek cam agaci alabilecegim bir yer biliyor musunuz? Eger bilgi verirseniz cok memnun olurum.


Aslinda nerede yasadigi yazmadigi icin biraz genel bir soruydu ama ajan OOTD olarak Istanbul da oldugunu buldum :)
Halka hizmeti görev bilen Mr.TD de hemen cevaplandirdi tabi ki. Sonradan belki baskalarina da yardimci olur diye bu postinge koymaya karar verdim.Umarim bilgiler dogrudur ve isinize yarar

************************************

cevre Orman Müdürlüklerinde bulabilirsiniz sanirim,
AVRUPA YAKASI

* Fatih Orman Kampüsü Maslak-İstanbul
TELEFON:
0 212 262 57 56
0 212 262 11 37
0 212 262 48 96
0 212 223 18 09
0 212 223 13 59
0 212 223 46 80
0 212 223 44 96
FAKS: 0212 262 51 79

ANADOLU YAKASI

* Hasip Uzunçayır cad. İncirlibostan spor Kulübü Yanı Hasanpaşa - Kadıköy
TELEFON:
0 216 339 63 00
0 216 545 15 28
0 216 545 15 29
FAKS: 0 216 327 00 67



Fidanlik olarak da örnegin ;
BAHÇEKÖY ORMAN FİDANLIK MÜHENDİSLİĞİ

ÇALIŞMA SAATLERİ

Hafta içi: 08:00-16:30

Hafta sonu: 09:00-16:30

ADRES:BAHÇEKÖY ORMAN FİDANLIK MÜHENDİSLİĞİ

(BELGRAD ORMANLARI GİRİŞİ)

80895 Bahçeköy/İSTANBUL

TEL:0 212 226 10 28

FAKS:0 212 226 10 57

Ama Türkiye gibi agaca ac kalmis bir ülkede siz gelin yapay bir agac alin , yok illa da gercek cam agaci alacagim diyorsaniz lütfen onu evde tuttuğunuz sürece uygun sekilde koruyun ve sonra bahcenizin, bir parkin kenarina dikin.

slmlar
Mr.TD


p.S
fotograf gecen seneki arsivimden,bu sene daha oralara gitmek kismet olmadi,ama yakinda :)

Pazartesi, Aralık 03, 2007

Persepolis -the movie

Kitabi cok güzeldi, filmi sanirim daha daha da güzel.Avusturya da gecen cuma gösterime girdi.Yanilmiyorsam Türkiye´de bir süredir oynuyordu.Iran li yazari gecen sene Viyana´da bir toplantida da görmüstüm,ilginc bir kadindi.
Cocukluk yillarinda yasadiklari,müzige olan düskünlügü,ailesi ile arasinda gecenler,gercekten de cok güzel bir hikaye.Hatta bir ara Viyana´da da yasamis.

Filimde kahramanimizin ,Marjane´nin annesini Catherine Deneuve seslendiriyor.

Bu arada filimin bir de ucuk soundtracki,ilginc diye söyleyebilirim :.Bu sayfadan kisa da olsa sarkilara bir kulak verebilirsiniz.

slmlar
TD


Filimin sitesine buradan ulasabilirsiniz.

Perşembe, Kasım 29, 2007

Little Prince(ss)

Bu fotografi ne zaman görsem aklima hep "Kücük Prens" ya da orjinal ismi ile "Le petit prince "i geliyor. Gülümsüyorum.


Herkese simdiden güzel haftasonlari,
sevgiler,
Mr.TD

Çarşamba, Kasım 28, 2007

Senede bir.

Bu yaziyidaki siiri her sene bir kere yayinliyorum, bilenler okumasin diyecegim ama bence zaman zaman okunmasi gereken bir siir. Bir yilin daha sonuna dogru yaklasirken, hepimiz biran geriye dönüp düsünelim diye. Insanlar gecmisten ders alsaydi, tarih diye bir sey olmazdi sözü belki dogru olabilir.Tarihin akisinda belki cok sey degistiremeyiz gibi gözükse de,en azindan kendi gelecegimizde bir kücük anı bile güzele, dogruya,sevgiye cevirebilirsek ,bence büyük bir sey basarmisiz demektir.
****************************************



Hayat çetele tutmak değildir...

Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı,kiminle çıktığın,çıkıyor olduğun
veya çıkacağın demek de değildir.
Kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın,
kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat, ayakkabıların,saçın,derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar,para,giysiler,
girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.

Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven ,mutluluk,şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.

Hayat;
Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı,başkalarının hayatını olumlu yönde
etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat bu seçimden ibarettir.

İnsanların en acizi dost edinemeyen,
ondan daha acizi ise dost kaybedendir.


Charles E.




sevgiler,
Mr.TD

Cumartesi, Kasım 24, 2007

Mr.TD ve Cafewien Blogu iki yaşında



Ve bır yıl daha gecti aradan, bugün Mr.TD ve Cafewien Blogu iki yaşına basti.
379 adet posting yapmisim, bu da 380inci yazim olacak.
Gectimiz 1 sene icinde de bircok güzellikler yasandi, yeni arkadaslarla, birkac yeni dostla tanisildi. Sevildi,sevdi.
Bol bol tatlilar yendi, hainlikler yapildi, müzikler dinlendi. Müzelere gidildi, parklarda,bahcelerde dolasildi.

Hep lay lay lom mu gecti, hayir ama olumsuzluklara ya da bunlara sebep olan kisilere fazla da deginmek istemiyorum,onlar da sagolsun diyelim gecelim :D,hayat okulunda bize verdikleri derslerden dolayi,kimi zaman acili da olsa, ögrenmenin yasi yok.

Mr.TD yine devam edecek yazilarina, mümkün oldugunca tabi.
Bu gectigmiz yil icinde de yazilarimi okuyup, sevdigim sarkilara benimle kulak veren, kendi düsüncelerini, mutluluk ya da dertlerini benimle paylasan ya da sadece bir göz gözdirip, kimi zaman tebessüm eden, kimi zaman da belki düsüncelere dalan herkese tesekkürler.
Biraz oscar ödül töreni gibi oldu , anneme, babama, köfteye, Oberlaa pastahanesine, menejerime,Parklar Bahceler Genel Müdürlügüne, diye devam edermisim ben :)

Hepinize güzel bir gün diliyorum,iyi ki varsiniz :D
Hayat paylastikca güzel diyeyim ve artik sözü bagliyayim.:)

görüsmek üzere,
Sevgiler,
Mr.TD

Cuma, Kasım 23, 2007

sagim , solum...


Bu sabah evden cikip ise dogru gelirken bindigim metro istasyonu son durak oldugundan, bekleyen kisiler tabelalardaki bilgilere gere sag ya da sol tarafta beklerler,bu tabelalara da her zaman güven olmaz ama neyse, kimi zaman yeni gelen tren ordan geri döner, kimi zamanda arkada taraftan yeni bir tren gelir.
Bugün bazi insanlar icin zor bir sabah di. Neden mi, ayni anda iki metro durakta bekliyordu.Tabelada sag taraftaki metroya binin diye yaziyordu. Duraktakilerin kimisi saga mi, kimisi sola mi kosayim diye düsünürken, sabahin köründe gür sesli bir arkadas, " sag tarafinizdaki metroya bineceksiniz" diye seslendi.Halk kitlesinde bir hareketlenme oldu ama biraz da karincalarin anlamsiz dolasmalarini hatirlatti bana.
Arkasindan ikinci bir anons," sag tarafinizdaki metro, saaaaagggggggg". Bu arada sagini solunu tam kestiremeyen ya da karistiran kisiler icin durum daha da zordu sanirim.
Insan oglu kendini dünyanin merkezi sandigi icin cogu kimse durdugu pozisyona göre sagina dogru hareketlendi. Ne güzel civil civil bir istasyon dedim, bindigim metrodan insanlari seyrederken. Neyse bir süre sonra kapilar kapandi, kaltik. Arkada saskinlikla bakan bir grup insan, "tüh be, kacirdik " yüz ifadeleri ile durakta bekliyorlardi. Icimden umarim ikinci bir metro gelmez istasyona dedim, sonra herseye yeniden baslarlar, bu sefer de " sol tarfanizdakine binin,sooooooool", Groundhog Day
Taman anonsu yapan arkadas da biraz daha acik söyleyebilirdi,türkce olsa , " SARIMSAAAKKKKK peronu, ya da SOGANNNNNNNN peronu" :)


Hepinize güzel,neseli bir haftasonu diliyorum,isleriniz yolunda gitsin, havaniz iyi sohbetiniz bol olsun.
Bir de hos bir sarki, Diana abladan ,sol sag degil ama tepe taklak :)


Sevgiler,
Mr.TD





p.S
Fotograf wienerstadtwerke.at´den alinmistir

Çarşamba, Kasım 21, 2007

Hijyen bizim göbek adımız

Önceleri dikkatimi pek cekmemisti,ama bir de baktim ki bu bir salgina dönüstü.Herkesin ellerinde o latex eldivenler,evde ,marketde , simitcide, televizyondaki ahcilarda.Ya amma hijyenikmisiz dedim icimden.

Yabanci kanallardaki yemek programlarina bakiyorum,bir tanesinde bile böyle bir olay yok,ya diyorum bakarmisin ne kadar pis adamlar.
Markete gidiyorum,ünlü bir zincir,adam özel bir bölümde cig köfte yoguruyor,aralarda da ter atiyor,ama cok hijyen ,ellerinde eldiven var cünkü. Hatta hatirliyorum, cig köfteyi yogurduktan sonra kalp seklinde yapmisti, etrafini da süngerle sekle sokmustu, tasan yerleri.
Sokaktaki simitcide de eldiven gördüm. Parayi da ayni eli aliyor, maşayıda o eliyle tutuyor. Ama eldivenli, hijyenik yani.
Restoranlarin icini pislik götürüyor,firinin önündeki ahcilarin ellerinde eldiven, her isi onlarla yapiyorlar.
Mutfakta yemek pisirken nasil rahat edebiliyorlar anlamiyorum, onlar herhalde tencereye yapisan eldiven olayindan habersizler, ya da yanip tutusan.

Benim bildigim mutfaklara düzenli olarak eller yikanir, ne saat, ne de yüzük takilir. Ben de otelcilik mezunuyum, gastronomide de calistim, bunun kurali böyledir.

Ama varilan sonuc su sanirim;
Biz hijyenigiz, korumak icin eldiven takiyoruz yemek yaparken, sarküteride ürün satarken, simit satarken.
Hijyen bizim göbek adımız.
Ama korudugumuz sanirim sadece ellerimiz :)



Herkese bol hijyenli günler diliyorum :D

sevgiler,
Mr.TD

Cuma, Kasım 16, 2007

Let it snow!!! Viyana dan kar manzalari gibi bir sey :)

Vee uzun süredir beklenen kar dün aksam geldi.Bu sabah cocuklar gibi sendim,parklarda bahcelerde ,dolastim.Hava biraz puslu idi,daha dogrusu kar yagisi devam ettigi icin günes ortalarda yoktu daha.

Simdilik tek resim gün icinde devami gelebilir.
Noel pazarinin acilisina yetisti kar,hadi bakalim darisi sizin basiniza diyim mi ,demiyim mi bilemedim,kar yagdigdi mi Türkiye´de hayat duruyor cünkü.



Herkese güzel bir haftasonu dilegi ile,
sevgiler,
Mr.TD

P.S
Kardan adamsiz ya da ona benzer birsey diyim,olmaz diye bunu da ekliyim dedim. :)

Perşembe, Ekim 25, 2007

Büyüklere oyuncaklar...

Monochrome ve sövalyeyi hatirliyorsunuz sanirim,birkac posting önceki.Bu seferde onun diger arkadaslari sirada.En basta tabi ki kralicesi ya da prensesi.

Bu vitrindekilere bakinca bana sanki cocuklugumu hatirlatiyor,insanin kücükken oynadigi oyuncaklari aklina geliyor.Bunlar da zaten bir nevi büyüklere oyuncaklar,hani her dakika oynanmayan ama uzaktan bakilip zevkle izlenen, arada bir gidip söyle parmak ucu ile bir dokunulan cinsten.





Simdiden herkese güzel,sevgi dolu , sevdikleri ile beraber,acidan üzüntüden olabildigince uzak bir haftasonu diliyorum.Kendinize ve sevdiklerine iyi bakin.

Konudan konuya atlamayi seven biri olarak;
gecenlerde nerede duydugumu ya da okudumugu hatirlamadigim bir söz var.Insanlar yilbaslarinda hep gelecek icin dileklerde bulunuyorlar,asil gecmislerinde yer alan güzelliler,sahip olduklarina sükür edeceklerine diye.Daha yilabasi gelmedi,yeni yil dilekleri icinde erken ama,sahip olduklarimiz icin sükür etmeninin zamani yok herhalde.


sevgiler,
Mr.TD.

Cumartesi, Ekim 20, 2007

İstanbul gezmeleri...

İstanbul'a geleli bır haftayı gecti,pazartesı sabah erkenden Viyana yolları göründü.
Günler her zamanki gibi güzel ve cabuk gecti.Sevgili MRL ve Renklipamuklar ile de tanısma fırsatım oldu,böylece iki özel kisi ile olan blog arkadaslıgımız gercek hayata da yanısmıs oldu.

Herseyden önce Kasabanın en güzel kızınınhazırladıgı enfes bir brunch vardı,insanın sevdikleri ile gecirdigi böyle güzel bir günün de bayrama denk gelmesi güzel bir tesadüf oldu.


Istanbul Bienali'nin bir parcası olan Rüya Evi'ni de gezdim bu arada,eger fısratınız olursa size de tavsiye ederim,Tophane'de ,Istanbul Modern'in hemen yanında genis bir deponun içine serpistirilmis bircok calısma var.





Herkes kendi salıncağını seçiyor
Hepimiz çocuklar gibi sallanıyoruz
Ama ipleri çeken bir başkası
En sert itiliş gelmedi daha
Siyaset, Ekonomi, Din, Aşk,
Savaş ve barış karşı karşıya
Aşk ve nefret karşı karşıya
Burada ve oradayız, hayattayız.
İnsanız.


-------------------------------
Hepize güzel bir hafta dilegi ile.
Sevgiler,
Mr.TD


©2007 Mr.TD -Antrepo No.3


Haritanin tamamini görmek icin

Perşembe, Ekim 11, 2007

Şeker Bayramınız kutlu olsun


Bu seferki foto Yalikavakta özel olarak cektiklerimden,Bodrum boncuklari,aslinda bakinca seker gibi de gozukuyorlar :),tam uydu konuya dedim.Hem bol renkli,hem nazar boncuklu,hem de seker gibi,daha ne olsun degil mi ama.

Hepinizin Bayramini simdiden kutluyorum,ailenizle,sevdiklerinizle,sizi sevenlerle saglik ve mutluluk(cok klasik oldu ama neyse) icinde guzel bir bayram gecirmenizi diliyorum.
Bu bayramlarin darginliklara son vermek icin de karsimiza cikan bir firsat oldugunu unutmayalim,birakin bu sefer onceden kirilan,incinen taraf siz dahi olsaniz alin telefonu elinize,dostlarinizi,akrabalarinizi,eskiden sizin icin onemli olan kisileri arayin,kaybedecek fazla bir sey yok sanirim,tam tersine kazanilabilecekleri dusunun.

Hepinize Lokum gibi tatli bir bayram gecirmesi dilegi ile,

slmlar
Mr.Turkish Delight


p.S
Yazı tandık gelebilir :),ama dilekler aynı :D

Salı, Ekim 09, 2007

Fairytale Gone Bad



This is the end you know
Lady, the plans we had went all wrong
We ain�t nothing but fight and shout and tears

We got to a point I can�t stand
I�ve had it to the limit; I can�t be your man
I ain�t more than a minute away from walking

We can�t cry the pain away
We can�t find a need to stay
I slowly realized there�s nothing on our side

Out of my life, Out of my mind
Out of the tears that we can�t deny
We need to swallow all our pride
And leave this mess behind
Out of my head, Out of my bed
Out of the dreams we had, they�re bad
Tell them it�s me who made you sad
Tell them the fairytale gone bad

Another night and I bleed
They all make mistakes and so did we
But we did something we can never turn back right

Find a new one to fool
Leave and don�t look back. I won�t follow
We have nothing left. It�s the end of our time

We can�t cry the pain away
We can�t find a need to stay
There�s no more rabbits in my hat to make things right

Out of my life, Out of my mind
Out of the tears we can�t deny
We need to swallow all our pride
And leave *THIS mess behind
Out of my head, Out of my bed
Out of the dreams we had, they�re bad
Tell them it�s me who made you sad
Tell them the fairytale gone bad

Perşembe, Ekim 04, 2007

Monochrome ve Sövalye



Monochrome ve sövalye arasinda ne benzerlik diyeceksin , aslinda pek yok :),ama ben ikisini de begeniyorum diyim.
Bir de sarkida
"I found a good job and I go to work
Every day on my old bicycle you loved." diyor, eskiden bisiklet yoktu, at vardi, o zamanin iyi meslekleri arasinda da herhalde " Sövalyelik" vardi kesin :),sonucta bir benzerlik varmis demek.Cok yaratici gördüm kendimi.

Herkese simdiden güzel bir haftasonu diliyorum,
sevgiler,
Mr.TD

p.S Bu atli arkadasin bir de kralicesi var,bi daha seferkine de onun fotografini koyarim artik :)


Anyway, I can try
Anything it's the same circle
That leads to nowhere and I'm tired now.

Anyway, I've lost my face,
My dignity, my look,
Everything is gone
And I'm tired now.

But don't be scared,
I found a good job and I go to work
Every day on my old bicycle you loved.

I am pilling up some unread books under my bed
And I really think I'll never read again.

No concentration,
Just a white disorder
Everywhere around me,
You know I'm so tired now.

But don't worry
I often go to dinners and parties
With some old friends who care for me,
Take me back home and stay.

Monochrome floors, monochrome walls,
Only absence near me,
Nothing but silence around me.
Monochrome flat, monochrome life,
Only absence near me,
Nothing but silence around me.

Sometimes I search an event
Or something to remind,
But I've really got nothing in mind.

Sometimes I open the windows
And listen people walking in the down streets.
There is a life out there.

But don't be scared,
I found a good job and I go to work
Every day on my old bicycle you loved.

Anyway, I can try
Anything it's the same circle
That leads to nowhere and I'm tired now.

Anyway, I've lost my face,
My dignity, my look,
Everything is gone
And I'm tired now.

But don't worry
I often go to dinners and parties
With some old friends who care for me,
Take me back home and stay.

Monochrome floors, monochrome walls,
Only absence near me,
Nothing but silence around me.

Monochrome flat, monochrome life,
Only absence near me,
Nothing but silence around me

Cuma, Eylül 28, 2007

Her yagmurun arkasindan ....


Iki gündür yagmur durmaksizin yagiyor.Bazen derler, bereket yagiyor diye ama insaninda ici zaman zaman kararmiyor degil.
Gecenlerde yagmur sonrasi,bürodan cikarken camdan baktigimda cok güzel bir manzara vardi,gökkusagi.Hatta bu sefer iki tane, torpilli.Fotografini cekmeden edemedim,umarim bu iyie bir isarettir diyerek.
Birazönce saganak yagmur da tamamen durdu ,ve beklenen an geldi,
TA TAAAAAAAAAA!!!


Herkese ,bol günesli, günesli olmasa da keyifli bir haftasonu diliyorum.Ben de bu haftasani biraz kültürel faliyetlere niyetliyim,en azindan daha önce bahsettigim Albertina´da ki sergiye.

Birde hos sarki ekleyelim, Tony Bennett´den Blue Moon.Böylece , yagmur,günes ve ay üclüsü de tamamlanmis oldu :)

Sevgiler,

Mr.TD

Salı, Eylül 25, 2007

Gitmek mi zor , kalmak mi?

Günaydin,
Nasilsiniz bugün,keyifler yerinde mi?Havalar sular :)?Kisa bir süre icin de olsa birseyler yazmak istedim, arayi cok da sogutmamak icin :D,yogunluktan maillerime bile bakmya firsat bulamiyorum bu aralar.
Play tusuna basarak ,güne baslayalim yine,sessiz,sakin ama derinden :)

Sabah gelirken hergün gectigim köprünün üstünde Tuna Kanali boyunca siralanmis agaclarin artik iyice sonbahara hazirlandigini gördüm,kisliklar giyilmis diyecegim ama ,kisliklara soyunulmus oluyor malasef onlar icin,yapraklarini dökerek.Ama daha ümit var,bir süre daha o güzel sari,kahverengi,kizil tonlari ile eslik edecekler sabahlari bana, umarim :).

Insan hayatinin büyük bir kismini ayriliklar,kavusmalar, vedalasmalar,ugurlayanlarina gözden kaybolmadan önce bir kez daha bakip gülümsemelerle gecirince ,hani derler ya alisiyor diye,aslinda hic de dogru degir,alisilmiyor.
Insan,eger bilmiyorsa,ailenin ,dostlarin,sevgilinin yaninda olmamasinin ne demek oldugunu anliyor.Ama eger bunun da farkinde degilse zaten o kisi icin yapilacak pek bir sey yok,zaten toplum icin bir kayip sayilmaz onun varligi.Insan uzakta da olsa eskikligini hissettirmemek icin cabaliyor,elinden geldigince.
Bu seferki sarki Plain White T´s den,kendilerini myspace den tanitmaya baslayip,daha sonra ünlüler kervanina katilan bir grup.Aslinda daha rock tarzi sarkilarinin arasinda ender de olsa daha yumusak bir parcalari var, "hey there delilah".Bu sarkiyi seyredince ya da dinleyince ayriliklar aklima geldi bir an ,ama sonra da bir sonraki bulusmanin heyacani belki de.


Hepinize güzel bir gün diliyorum,
bol kavusmali,sakin ama mutlu bir gün,

sevgiler,
Mr.T:D

Perşembe, Eylül 20, 2007

Beautiful day!

U2 nun parcasi tam benlik aslinda,havaalanlari,ucaklar,ayriliklarlar,bulusmalar.
Sabaha erken basladim yine, 6:24 de uyandim.Dus ,tras,biraz radyo da haberler derken,7:30 da attim kendimi sokaklara.Sabah erken saatleri seviyorum,patronumda erkenden gelen biri isi,cogu zaman büroya gelmeden önce sabah kisa bir telefon trafigi olur,koordinatlar alinir,pozizyonlar sorulur :), 13 dk sonra Cafe Sluka da görüselim derim,kendisi Pilot dur bu arada, cok sever böyle konusmayi.Her neyse konudan konuya atlamiyim.
Bugün güzel bir gün,piril piril günes disarida,ah bir de su sabah ayazi olmasa.
Kocakari sícaklari gelecek diyorlar,ben bir süre daha burdayim , müsaitim , bekleriz.



Havaalanlarinda,ucaklarda gecen zamanlarda her sefer yeni bir ilginclik ile,degisik insanlarla tanisiyor insan.Benim en sevdiklerim, ucaklara binmek icin otobüslere binmeden 30 dk önce siraya giren insanlar, aralarindaki tartismalar,sen öndesin ben arkadayim.Canim Türk insani önce otobüse binen önce ucar ve inen felsefesini güdüyor hala ,malesef.Ben de cogu zaman otobüse en son binenlerden, haliyle de ilk inenlerden olurum.
Check -in kuyruklari ayri bir macera , nicin hep THY ya da rus havayollari gibi firmalarin check-in siralari hareketli olur.
Sirada beklersiniz, önünüde 3-4 kisi beraber duruyordur.Bir gruptur bunlar.Beraber check in yapip,beraber oturacaklar,dogal bir sey.Bir süre gecer ,hala önümüzde duruyorlar ,sira ilerlemiyor.Neyse biraz daha bekleriz, aaa, sagdan soldan sürekli insanlar bunlarin yanlarina gelip , evraklarini veriyor.Artik dayanamadim sordum,afedersiniz siz nasil bir grupsunuz, 4-5 di , oldu 15 , biz de burda agac olduk.Efendim biz grubuz, arkadaslar bizimle dedi.Siz daha önce ucmussunuzdur herhalde dedim, yanyana kac koltuk oldugunu biliyormusunuz dedim ucakta, adam anlamadi,dedim hadi en büyük ucak olsa 4ünüz yanyana oturursunuz.Yina anlamadi.
Siz her geleni böyle eklerseniz grubu, sonumuz hayir ola.4er 4er de olsa, 100er 100er de sonucta kucak kucak oturamiyacaginiza göre, bundan sonra gelen arkadaslariniz adam gibi siraya girsin,islemlerini yaptirsin dedim.Grupda bir homurdanma oldu, sesler yükselde, homur homur ,biz grubuz falan filan diye.Neyse adamalari yararak check-in olayi gerceklesti , benden gaz alanlarda arkamdan geldi tabi.
Vatan özlemi apayri bir sey,tasini topragini özlüyor insan haliyle.Viyana´ya ilk geldgigim senelerinden biriydi sanirim, Türkiye´den dönmüsüm, bavullari beklyorum.Bandin üzerindeki bavullari, cuvallari, patlamis kartonlara bakiyorum.Sonra gözüme ilginc bir sey takildi, dedim herhalde reklam icin falan, üzerinde camurlari kurumus bir kazma.Evet KAZMA,yanlis okumadiniz, hani bazi gazetelerde fotograflar var, yurdum insani diye, ayni oraya ait bir görüntü idi.

Diger bir konuda nerede oturulacagi ucaklarda,ben hep koridor trarafinda otururum, aralarda yan taraflara ayakalarima uzatip biraz yayilabileyi diye.Ucaga binilir,herkes ellerinde boarding karti,saga sola bakarak ilerler,kimi sesli,kimi icinden sayarak ilerler, 4-5-6-7-8.Tabi bu rakamlarin yaninda bir de harfler varki, en büyük panik yaratan seyler bunlar herhalde.a-b-c-d derken , olay iyice kopar.Hele bir de koltuk arkalarda ise ucagin ici 23-24-25 sesleri ile , her sirayi ayri ayri kontrol ederek ilerler.Benim tahminim yol boyunca koltuk yerlerinin degistigini falan zannediyorlar hehalde, bir anda 8den sonra 19,19´dan sonra 7´ye geciyor , ya da randomize bir dagilim var.
Mr.TD THY de sevilen bir yolcu,sempatikliginden :) bir yana, sanirim bana benzeyen bir kaptan pilot oldugundan.Birkac kez hosteslerin, "bizdensiniz degil mi" diye sorularina sadece tebesümle cevap vererek , yolculuguma " özel servis esliginde" devam etmisimdir.
Neyse ucak ve havaalani anilarima baska bir zaman devam ederim artik,

hepinize " Beatiful " bir gün diliyorum,
sevgiler,
Mr.TD


p.S
ucaklarda 13 numarali koltuk sirasi yoktur :),ne olur ne olmaz diye kullanilmiyor bu sayiyi

Salı, Eylül 18, 2007

Happy Birthday!

Haftasonlari bu aralar daha cok dinlenme modunda gectiginden,televizyonda cok sevdigim eski filimleri de izleme sansim oluyor.Gectigimiz haftasonu gecmis dönemlerin ünlülerinden bahsederken söz "Grete Garbo" dan acildi.Bakarmisiniz lütfen!Ne kadar büyüleyici.

photo by Goodwin, Henry B.

Bugün onun dogumgünü, derler ya hani , yasaydi bugün 102 yasinda olacakti.Photoshop,estetik,sentetik olmadigi dönemlerde böyle güzelliklerin degerini simdi insan daha da iyi anliyor galiba.

Van Morrison in "Just Like Greta" esliginde , karsinizda Greta Garbo !


Some days it gets completely crazy
And I feel like howling at the moon
Then sometimes it feels so easy
Like I was born with a silver spoon

Other times you just can't reach me
Seems like I've got a heart of stone
Guess I need my solitude
And I have to make it on my own

Well I guess I'm going A.W.O.L.
Disconnect my telephone
Just like Greta Garbo
I want to be alone

Need to make some real connection
Baby something's just got to give
'Cos I've been too long in exile
I've been grinding at the mill

Too long to decode all the secrets
Have to get some elbow room
Most people think that everything
Is just what they assume

Well I know I'm going A.W.O.L.
Tell everyone I'm not at home
Just like Greta Garbo
I just want to be alone

Well I'm going out to L.A.
I wanna get my business done
Then I'm going on to Vegas
Then I'm going on the run

If anybody asks you have you seen me
Please just tell them no
'Cos I'm living on the outside
And I have nowhere to go

Well I guess I'm going A.W.O.L.
Disconnect my telephone
Just like Greta Garbo
I just want to be alone

I just want to be alone
Disconnect my telephone
Just like Greta Garbo
I just want to be alone

**********************************
Bugün dogumgünü olan herkesin de tabi bu güzel gününü kutluyorum,en kötü senemiz gectigimiz gibi olsun diyerek :)

sevgiler,
Mr-TD

Perşembe, Eylül 13, 2007

Schönbrunn ZOO - Hayvanat Bahcesi

Yaz kis ayirmadan havalarin güzel oldugu günlerde Viyana ´da en cok ziyaret edilen yerlerden biri Schönbrunn Sarayi, onun bahcesi ve bahcenin icinde bulunun dünyanin en eski hayvanat bahcesi olan " Schönbrunn Zoo" .Aslinda ben de canlilarin kafesler ve duvarlar arkasinda olmasi taraftari bir insan degilim ama eger böyle bir olacaksade en dogru sekilde,en uygun olarak yapilmasi taraftariyim.Istanbul´daki Gülhane Parkinin icler acisi hali hala gözümün önünde,hatirlayinca bile üzülüyorum.
Schönbrunn Hayvanat bahcesine son gittigimde neredeyse yarim günü orda gecirdigimizi farkettim.Bir de beslenme saatlerini beklerseniz yogun bir ziyaret programinizin olacagini simdiden söyleyebilirim.
Gelelim bahcenin sakinlerine ,



Koalalar hayvanat bahcesinin en sakin :) sakinleri,minimum hareket ,maksimum uyku , ilginc bir felsefe aslinda.Tüm besinleri okaliptus,su bile icmiyorlarmis,yapraklardan karsiliyorlar tüm ihtiyaclarini.


Hayvanat bahcesinin ünlü orangutanlari var,Johnny ve Nonja.Nonja 1956 ile 1992 yillari arasinda burda yasamis, 49 yasinda ölmüs, tam bir resim ustasi.Yanliz bir kötü aliskanligi varmis boya icin verilen seylerin bir kismi midesine gidiyormus,boyalari geri verdigi pek görülmemis.Yeni nesil ressam ise Nonja,yaptigi resimler oldukca ünlü.

Konu onlardan acilmisken benim de sahit oldugum bir olayi anlatayim size.Orangutanlarin bulundugu bina iki cepheli, ic kismi büyük camekandan , iceride olanlari izleyebileceginiz bir alan, dis tarafi ise fotogrflarda gözüktügü gibi cam ve parmakliklardan olusuyor.Binanin ic tarafinda iken orangutanlardan biri ziyaretcilerin birinin elindeki kesekagidini gördü.Önce cama parmagi ile vurup yakina gel diye adami cagirdi.Sonra elleriyle icini acmasini gösterdi,yemek oldugunu sandigindan.Sonra adama sag parmagi ile , hani otostop cekermis gibi hareketler yapmaya basladi.Olay herkese biraz gec düstü,megerse disariya gel isareti yapiyormus.Herkes hurrraaa diye disari cikti,kisa bir süre sonra aradaki tünelden gecip disariya cikti,tepeye tirmandi.Orda asili olan halatlarla birseyler yapmaya basladi,herkes oyun oynuyor diye seyrederken ,ne yapmak istedigini anlayinca cogu kisi inanamadi.Ordaki halatlari asagiya sallandirip, adamin paketi ona baglamasini istiyordu. :D.Bakarmisiniz olaya, resmen filim gibi .Insanolgunun atalarinin nerden geldigini bir kere daha gördük böylece :)

Gelelim pandalara;
Fotograftaki aslinda taze bir baba, bu fotograflari cektikten birkac sonra baba oldu kendisi.Heryerde onlarin ismi geciyor bu aralar,yavru daha disariya bir kere cikti annesi ile , birkac ay icinde disariya cikip dolasmasini bekliyor.100gr dogan bir canlinin bu boyutlara geldigini düsünürseniz doganin mucizelerinden biri daha.Yeni doganlar arasina gecen gün zürafalar da katildi,kutup ayisinin da kasim-aralik gibi bir bebeginin olmasi bekliyor, doguran dogurana :).



Hepinize bol günesli,gülümsemeli günler diliyorum.Aman kendinizine dikkat edin,bu havalar hasta olmaya cok müsait,nezle, grip yolda.Sifayi kapmis olanlara da tekrar gecmis olsun.
Havalar nasil olursa olsun, bizim havamiz iyi olsun ama, degil mi :) ?

sevgiler,
MR.TD

Pazartesi, Eylül 10, 2007

DALGA İLE KIYININ AŞKI


DALGA İLE KIYININ AŞKI

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga seven, kıyı sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga.
Ve döner hep geriye,
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya,
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca,
İşte, ben de seni böyle severim yar.

Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarını...
Okşanmayacaklarını...
Ama inatla açarlar; aşkla, sevgiyle, özlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını,
İşte, ben de seni böyle beklerim yar.

Yar, ipek böceğini bilir misin?

Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını,
Bilir o ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını,
Ama aşkına feda eder kendini.
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca,
İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.

Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için,
Öyle zorludur ki ayrılmaları,
Verir meyvesini ağaç,
Meyve tohum olur, tohum kök olur,
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden.
İşte ben de böyle yar;

YOK OLMAYI GÖZE ALDIM TEKRAR SENDE DOĞMAK İÇİN...


Bu siiri gecenlerde yine gördüm,biraz hüzünlü gibi de olsa güzel bir siir,nedendir bilmem seviyorum.Herseyin bir sebebinin oldugunu,olacagina vardigini anlatiyor benim icin.

Bu siire de eslik edecek sarki olarak Buena Vista´dan Chan Chan


Herkese güzel bir hafta diliyorum,sevgi,nese ve herseyden önce saglik icinde.
Sevgiler,

TD


p.S
Yanilmiyorsam siir Aysun Öztürk´e ait.

Çarşamba, Eylül 05, 2007

Vienna @night , Staatsoper ve Uniqa Binasi

Bundan önceki kabus hava haberlerinden sonra, sevgili B5cigim benden daha sicak görüntüler, haberler istemis.Iste tam ona göre sicak bir yaz aksamindan kameraya takilan iki poz.

Aksam gezmesi sirasinda Staatsoper binasinin arkasinda bulunan Albertina´nin terasindan bu güzel görüntüyü görünce , sizinle de paylasmak istedim.Daha önceleri binanin esas girisinin de fotgrafini cekmistim ama bu acidan da tüm ihtisami ile karsimdaydi.



Diger güzel bir görüntüde insaati kisa bir süre önce biten , bir sigorta firmasina ait bina.Hava kararinca binanin üzerindeli LED´ler sayesinde tam bir renk ve ışık cümbüsü oluyor.Hatta kisa bir film olarak da cektim, belki onu da eklerim bir ara.


Böyle yere de böyle bir sarki gider sanirim,


Shut your eyes and think of somewhere
Somewhere cold and caked in snow
By the fire we break the quiet
Learn to wear each other well

And when the worrying starts to hurt
And the world feels like graves of dirt
Just close your eyes until
You can imagine this place
Yeah, our secret space at will

Shut your eyes, I spin the big chair
And you'll feel dizzy, light and free
And falling gently on the cushion
You can come and sing to me

And when the worrying starts to hurt
And the world feels like graves of dirt
Just close your eyes until
You can imagine this place
Yeah, our secret space at will

(Shut your eyes )
Shut your eyes and sing to me (Shut your eyes and sing to me)


Herkesin hayatinda ,sarkida oldugu gibi,böyle özel yerlerin ve bunlari paylasacagi kisilerin olmasi dilegi ile,

sevgiler,
Mr.TD


p.S
Bu arada saat 19:10 , havasicakligi 8.9 Derece :D

KIS GELDIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII !

Fazla birsey yazmaya gerek duymuyorum, saat 13:00 deki havadurumunu gösteren harita herseyi acikliyor.Su an Viyanada´ki hava durumunu merak ediyorsaniz buyrun bu linkden bakin ,ben son baktigimda 9.4 Derece idi, saganak yagmurlu !

Cuma, Ağustos 31, 2007

Sweet Child....

Herkese selamlar,
hazirmiyimiz , evet , play tusuna da basalim.Sweet Cild of mine´in biraz daha sakin bir versiyonu.Schönbrunn daki dünyanin en eski hayvanat bahcesinde dolasirken karsilastigim sirin bir bayan bu sefer ki konumuz ya da konugumuz diyim :D

Ilk önce asagidaki fotodaki acidan gördüm onu ,süper saclari ,kiyafeti gözüme carpti.
sonrada Kentucky Fried Chicken tarzi ,löplöp bacaklari, aciktim ben de bu arada galiba :)


Daha sonra yüzünü de döndü,elinde dondurmasi sapur supur yiyiyordu,o sirada yanindaki cocougun elindeki dondurmayi da gördü,herhalde ondan da canini cekti, ya da icinden " sen bu isi bilmiyorsun,dondurma öyle degil böyle yenir" diye anlatmaya basladi.


Arasira da arkasina dönüp, " bakiyormusun, ögrendin mi birseyler" diye cocuga döndü herhalde.


Bu da böyle tatli bir kücük hanimin, tatli bir macerasi idi,

hepinize güzel bir haftasonu diliyorum,tatli anilar ,tatli sohbetlerle dolu,öyleki yeni haftaya basladiginizda tadi damaginizda hala kalsin,güzel bir haftaya baslangic yapin,

sevgiler,
T:D

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin