Cumartesi, Nisan 29, 2006

Istanbulum...

Salı, Nisan 25, 2006

Istanbul calling...

Baktım herkes benden habersiz organizasyonlar yapıyor, geziyor ,bu olaya bir dur demek içinde bende topladım bavulumu düştüm yollara.Eee buralara kadar gelmişken sevgili Gözdem’le de buluşmamak olmaz dedim.

Sultanahmet’de buluşup,sohbet ettik, bol bol resim çektik, bazılarınızın kulaklarını çınlattık bu arada.Lalelere bakmaya ,resimlerini çekmeye doyamıyor insan.Zeynep zaten sayfasında bu resimlerin bir kısmını yayınlıyor.
Sanki yıllardır tanıyormuşuz gibiydik birbirimizi. Laf lafı açtı,çaylar kahveler içildi,yemekler yendi,sanırım İstanbul’da bu sefer bize iyi davrandı,muhteşem bir hava vardı , pırıl pırıl bir gökyüzü ,baharı karşılayan bir İstanbul’du o gün.Ayrılık zor oldu,bu ilk buluşma idi ama sanırım sonuncu olmayacaktı. Bu kısa İstanbul ziyaretimin en güzel ve önemli anısıydı bu buluşma. Sohbetin tadı damağımda kaldı dersem yanlış olmaz.Bu resmi çekende de tabiî ki Zeynep,ben de onun yedek kamerası ile birkaç kare fotoğraf çektim ,ilerde yayınlarım belki.İstanbul’da internetim çok kısıtlı olduğu için bu olaylara sonra döneceğim,şimdilik 2-3 günde bir emaillerime bile bakabilmek büyük başarı benim için.

Sonuç olarak bu sefer, güzel bir hava, birçok eski ve yeni dost,güzel sohbetler ve hepsinden güzel Gözdemle dolu bir İstanbul buldum.

Herkese bol renkli günler.
TD

Cuma, Nisan 21, 2006

Cafe Central

Cafe Central yer olarak Hofburg ,yani sehirdeki kislik sarayin hemen yakininda, Palais Ferstel binasinin bir bölümünü kapliyor. Asil bina 1860´lardan kalma ,cok amacli kullanilan bir yapi.
Bina aslinda oturma amacli yapilmamis,o dönemdeki Avusturya-Macaristan Milli Bankasi ve Borsa burada yer almis.Daha sonra kendi yerlerine tasinmislar ve borsa salonu balo salonu olarlak kullanilmaya baslanmis.Bankanin giselerinin bulundugu yer ise su anki café.
En parlak dönemini ,az ilerde bulunan ve Yildiz´in bahsettigi Griensteildl Cafe sinin kapanmasini takiben ,müsterilerin buraya yönlenmesi ile olmus.Dönemin tüm ünlü entellektüelleri ,siyasetcileri buraya ugrarlarmis.Kapinin hemen girisndeki figür Peter Altenberg´e ait,oranin müdavimlerinden dönemin bir yazari.Onun icin hatta “eger Café Central´de degilse , oraya dogru yoldadir “diye söylenirmis.

Ikinci dünya savsi sonunda Café kapanmis.Asil Café binanin ic avlusunda kurulu imis,üzeri cama kaplanarak kislarida oturulacak hale getirilmis.Ama su anki yer baslangicta söyledigim gibi eskiden giselerin bulundugu yer.
Hafta sonlari piyona esliginde bir melange ya da benim gibi sicak cikolata :-) icmek icin ideal yerlerden biri.

Birde zamaniniz bol ise, alin derginizi,gazetenizi masaya ,ortamin tadini cikarin.Bir süre o günün stresinden uzaklasin.

Ilerde yeni cafelerde bulusmak üzere,
slmlar
Mr TD





p.S Yazida kullandigim bilgiler bu sayfadan alinma.

Pazartesi, Nisan 17, 2006

Sacher

Sacher Torte ,Türkiye dahil artik bircok yerde pastahanelerde görülen bir pasta artik ama sanirim orijinalinden bahsetmeden de olmaz.Gecenlerde Demel hakkinda yazarken Sacher Torte´nin tarihcesinde de dolayli olarak bahsetmistim, cünkü onun yaraticisi Demel de ciraklik döneminde calismis ve pastanin su anki sekline o dönemde getirmisti.Eger o yazimi okumadi iseniz bu linkden bir göz atabilirsiniz.
Cukulatali pastanin karisimi ilk önce 1830´lu yillarin basinda ,Franz Sacher tarafindan ,16 yasinda iken soylu bir ailenin yaninda ciraklik yaptigi dönemde bir ortaya cikmis.Daha sonra onun oglu Eduard Sacher, DEMEL´de ciraklik yaptigi dönemlerde cukulata kaplamasi ve kayisi marmelati olayini eklemis.O dönemden beri Viyana´nin en ünlü pastasi haline gelmis.Daha sonra zaten o da ayrilarak Sacher restorant ve otelini kurmus.1960 li yillarda mahkemelik de olmuslar, sonucta „Orjiginal Sacher Torte(hotel in ürettigi)“ ve sadece“ Sacher Torte (Demel) „ olarak ayrilmis .Ikisi arasinda gercekten cok az bir tad farki var denebilir,sekil olarak fark ise Demel´inkindeki marmelatin ,üsteki cukulata kaplamasinin hemen altinda degil, pastanin ortasinda ,bir kat olarak sürülmüs olmasi,bu da bir „insider“ bilgisi olsun.
Sacher Torte dünyanin en cok taninan pastasi,yer olarak Viyana sehir merkezinde, Opera binasinin hemen arkasindaki Sacher Oteli´nin bitisiginde.Otelin iki yaninda Cafe Sacher ve Satis magazasi var.Viyana´nin en ünlü caddesi Kärtner Strasse nin hemen basinda olan bu satis magazasi bir süre önceye kadar cok kücük bir boyutda idi.Bun utakiben Sacherin hemen karsisinda acilan Starbucks bir anda ortaligi hareketlendirdi.
Klasik Cafe kültürünü son temsilcisi sayiabilecek sehirde böyle bir zincirin acilmasi baslarda oldukca tepki gördü.Laf Starbucks dan acilmisken ilginc bir not;Viyana nin icme suyu direkt olrak doglardan sehire ve ordandan da dev su haznelerinde toplanip dagitim agina verildiginden dünyanin en kaliteli icme sularindan biri,yaz –kis musluktan hep buz gibi su akar ve uzun süre soguk tarafi acipda bir sey yikadiginizda soguktan acimaya baslar ve ellerinizi cekersiniz.Her neyse Starbucks Viyana ´ya geldiginde „su kalitesini“ degistirmek zorunda kalmis cünkü standart bir tat tutturabilmesi icin , buranin suyunu haliyle biraz kötülestirmek daha dogru sunilestirmek zorunda kalmis :-) .
Sacher in yönetimdeki yeni nesil de eski satis magazasini bastan asagi degistirip, oraya daha modern ama yine kendine has bir havasi olan bir cafe ve magaza acti.Resimlerde görüyorsunuz zaten
Sacher sayfasinda senede 270.000 adet üretim oldugu yaziyor,diger rakamlarda ilginc .Sene 1,2 Milyon yumurta,80 Ton seker,70 Ton Cukulata(yada normal adi cikolata ),37 Ton Recel,25 Ton Tereyagi,30 Ton Un..

Pastayi genelde alanlar buzdolabina koyupta saklamayi düsünür, ama aslinda serin bir yerde saklanmasi gerekiyor.Hicbir sekilde koruyucu katki maddeleri kullanilmamasina ragmen uzun bir ömrü var, bununda sebebi üzerindeki tümünü kaplayan cukulata ,böylece hava ile temasini önleyip,daha dayanikli bir hale getiriyor.
Magazada normal ,yani yuvarlak sekilde olanlardan baska , “Sacherwürfel “ denilen ,küre seklinde ufak olanlari da var , hatta pek bilinmeye icinde „Rom“ olan baska bir cesidi var ,ama ben klasikten sasmayin derim.Pasta servis yapilirken yaninda crema da hic eksik olmaz, ama ben tadini bozuyor diye onu hic yemem,kremadaki amac tabiki tadini biraz neutralize etmek.
Dünyanin her yerine paket servisleri var ve bugüne kadar hicbir yerde,ulastiklarinda zarar gördüklerini duymadim,özel tahta kutularinda,cok güzel bir sekilde ambalajlanip , yollaniyor.
Bu sefer yine cok lafa gerek yok,Viyana´da ugranilmasi gereken önemli yerlerden biri.

Herkse tatli günler,
Mr TD

Cuma, Nisan 14, 2006

iyi paskalyalar!

Türkiye´de paskalya adeti olmasada ben herkese iyi paskalyalar dileyim,cünkü bu dönemde her yer senleniyor,renklerniyor.Vitrinler tavsanlar,tavuklar ve renkli yumurtalardan gecilmez olur.Sirf bu kisa dönem icin bile tüm cikolata :-) firmalari özel ürünler cikartirlar.
Ben de bu güne uygun bir fotograf koymayi düsündüm.


Haftaya görüsmek üzere,
slmlar
TD

p.S Cok yakinda , bu blogda :
Sacher Torte,Cafe Central

Perşembe, Nisan 13, 2006

Jetsons (Jetgiller)

Kücüklügümde hayranlikta seyrettigim cizgifilmler arasinda Jetgillerin teknolojiye olan merakim dolayisi ile ayri bir önemi vardi.Robotlar,ucan arabalar,isinlama aletleri,yemek makinalari,...

Bu sefer video koymadim sayfaya ama, komlpe bir bölümünü seyretmek isteyenler,25 dk civari sanirim ,burdan seyredebilirler.Ilk baslangicta yükleme islemi zaman aliyor,gerekirse "pause" yapip önce yükleyip,sonra seyredin.Yazdigina göre bölünün adi"The Jetsons 108 - Rosey's Boyfriend".

Ailede kimler vardi bir hatirlayalim, George Jetson,Jane Jetson,Elroy Jetson,Judy Jetson,ev robotlari Rosie,köpekleri Astro ve türü bilinmeye diger bir hayvani Orbitty(kedinin gelecekteki hali,Hürremin torunun torunun torunu gibi).
Oturduklari apartmanin teknik servis elemani Henry Orbit ve robotu Mack, son olarak da Geroge´un patronu Cosmo Spacely.Bunlarla ilgili kisa bilgiler iceren sayfalardan biri bu.Jetgillerle ilgili sayfalara bakarken bir de bu sayfaya rastladim,filmden alinma orjinal kareler ve cizimleri satiyorlar,fiyatlara dikkatinizi cekiyorum.

Herkese iyi günler!
Mr. TD

Çarşamba, Nisan 12, 2006

Heidi

Sanirim Heidi´yi cogunuz hatirliyordur,isvicre´de teyzesi tarafindan Büyükbabasinin yanina birakilan ,daglarin tepesinde bir klübenin cati katinda ufak bir odasi olan,Coban Peter in en iyi arkadasi.Daha sonra tekrardan teyzesi tarafindan büyükbabadan koparilip, felcli olan Clara ´nin yanina arkadas olarak Frankfurt´a götürülür,orada ona hayati zehir eden kisi ise Fräulein Rottenmeier´den baskasi degildir.Daha sona Heidi bu hayata dayanamaz,hastalanir ve onu büyükbabasinin yanina götürürler.Bu arda Clara´a onu ziyarete daglara gelir, ve orda yürümeye baslar.Sanirim olayi güzel bir sekilde özetledim.Bu cizgifilm aslinda Johanna Spyri adinda bir yazarin 1880 de yazdigi bir kitaptan esinlerek 1970´lerin basinda yapilip,70´lerin sonlarinda avrupada gösterilmeye baslanmis.Orjinal japonca adi"Alps No Shoujo Haiji":-)



heidi ile link sayisi yine cok fazla bence en iyilerden biri burasi
Diger bir link de burasi,japonca olmasina ragmen,yine de sol taraftaki menülere bakin ilginc resimler var acilan sayfalarda.
Bu Almanca sayfada da bircok link ve Heidi´ni su an oynatildigi TV-kanalarinin saatleri yaziyor.Benim bildigim Digitürk´de alman ZDF kanalinda oynuyor, saatleri verdigim linkde yazili.

Heidi ile ilgili videolari ararken bir de buna rastladim.Cizgi filmin nasil olustugunu , orjinal cizimlerini gösteriyor,japonca ama önemi olan görüntü sanirim.


Bu asagidaki videoyu hem seyrettim hemde de güldüm.Bakalim sizde ne gibi anilar canlanacak,bence güne bunu seyrederek baslamak güzel bir fikir.Buyrun siz de izleyin.
Herkese güzel bir gün diliyorum.

Mr TD



Eger film calismiyor ise bu linkten de seyredebilirsiniz.

Pazartesi, Nisan 10, 2006

Seker kiz Candy!

Bu önümüzdeki biraz anilara seyahat edelim diye ufak bir arastirma ile eskilerden secmeler yaptim.Bakalim kimler hatirlayacak?



Bu yetmez diyenler icinde ,buyrun1;
buyrun2.

Herkese güzel günler :-)
TD

Viyana´da görülmesi gereken yerler

Sanirim bu aralar,bir de paskalya tatili sebebi ile buralara dogru bir hareket var ,özellikle komsu ülkelerden Almanya ve Isvicre.Elif ve E.V.A sormuslar neler yapilir , nerele gidilir diye.Ben hem onlara cevap olsun hemde baskalarinada faydali olur diye ufak bir liste ve eger daha önce bu yerler hakkinda yazdi isem o postinglere de linkleri koyarak umarim yardimci olmus olurum.

Bence Görülmesi gereken yerler;
1.Stephansdom Kilisesi(soldaki kuleye icerden asansörle cikiliyor)
2.Kunsthistorisches Museum(sanat tarihi müzesi)
3.Opera Binasi (Staatsoper)
4.Schönbrunn Sarayi ve hayvanat bahcesi
5.MQ -Museums Quartier (Leopold müzesi,Modern sanantlar müzesi ve birkac baska müzenin bulundu bir alan,sehir merkezinde)
6.Albertina Kolleksiyonu
7.MAK -Uygulamali sanatlar müzesi(ctesi günleri giris ücretsiz)
8.Belvedere (Yukari Belvedere-19+20 yy. sanatlari ve bahcesi)
9.Hofburg(kaiser daireleri,Schatzkammer(hazine odasi),Gümüs odasi)
10.Naturhistorisches Museum-Tabiat tarihi müzesi
11.Hundertwasser ve Kunsthaus
12.Rathausplatz(belediye binasi ve meydan)
13.Parlamento binasi
14.Burgtheater (tiyato binasi)

Simdi ilk olarak aklima gelenler bunlar,listenin sonu pek yok ama :-),Tabi bunlarin disinda "Ring" denilen sehr merkezi icinde kalan sokaklarda dolasmayi ihmal etmeyin.Aklima gelmeyen belki birack önemli yer vardir ama biraz da siz arastirirsiniz artik :-)
Sehr meydaninda 1 ya da 2 numarali Tranwaya(ayni rotada,ters yönlere giden) binersiniz bunlara sehir merkezini etrafinda tam tur atarak sürekli dönerler( 2013 ekleme: 1 ve 2 numarali tranwaylar artik halka seklinde dolasmiyorlar,bu hatlar degisti ve bunun yerine ayrica bir ödeme yapilmasi gereken "RING" hatti eklendi.).Böylece Opera binasindan basladignizi farzedersek, Hofburg,Sanat ve Doga tarihi müzeleri, Parlamento, Burgtheater, Beldeiye Binasi,Üniversite,Votiv Kirche,... diye rahat bir tur atmis olursunuz.Isterseniz arada indi-bindi yaparsiniz :-)
Bunlarin disinda neler yapilir, bol bol kahvelere ,pastahanelere gidin.Demel,Sacher,Oberlaa ,Cafe Grinsteidl,Havelka Cafe,Cafe Central e gidin.
MQ deki lokallere ve Leopold Cafeye göz atin,Albertina nin arkasindaki Palmenhaus a bir ugrayin.
Stephansdom un karsisindaki "Haas Haus" un cati katindaki Do&CO barina cikin,ya da Steffl alisveris merkezinin 7.katinda,catisinda bir seyler icin,Figlmüller de bir schnitzel yiyin(2013 ekleme: Orjinal Viyana Schnitzeli dana etinden olanidir. Filgmülleri ünlü eden ise domut etinden yapilan dev Schnitzeldir.O yüzden gercek Viyana Schnitzeli icin size Plachutta restorantini tavsiye ederim.Sehir icinde birkac subesi var, benim en begendigim,yeni acilan , "Gasthaus zur Oper" ismini verdikleri subesi, yer olark da hemen merkezde, Opera binasina 200 metre,eminim memnun kalacaksiniz.Eger Schniztel sevmem diyorsaniz haslama et,et suyuna corbadan olusan bir menü olan " Tafelspitz" i deneyin, hatta iki kisi bunu paylasirsaniz daha da rahat yersiniz sanirim.) Grinzig e cikin,Viyana´yi tepelerden gören bu sarap evlerinin oldugu yerde güzel bir aksam gecirin.
Zaten bunlari yaptiysaniz herhalde 1 aydir Viyana´dasiniz demektir,baska bir söylemeye gerek yok size.
Iyi gezmeler :-)


p.S
Viyana´da toplu tasima benim gördügüm ülkeler arasinda en iyisi oldugunu da belirteyim.Bir yerden ,biryere nasil gidilir diye bakmak isterseniz burdaki sayfa cok yararli ,ben sürekli kullanirim,cok detayli olarak anlatiyor.

Eger Viyana´ya gelmeyi düsünüyorsaniz ve sormak istediginiz seyler varsa bana email yollayabilirsiniz, elimden geldigince yardimci olmaya calisirim. Email adresimi sayfanin en sonunda bulabilirsiniz.

Bu linkden , Viyana ile ilgili diger yazilarama da ulasabilirsiniz.





Talking Cats

Herkese güzel bir hafta :-)
Havalar nasil olursa olsun , sizin havaniz güzel olsun .

TD

p.S
Eger yukaridaki link calismaz ise asagidaki linklerden de seyredebilirsiniz;
video.google
youtube

Cuma, Nisan 07, 2006

ben de hatirladim

Zeynep bugün hatirladiklarindan bahsetmis, bende blogumu yeni yazmaya basladigimda bunlardan biraz bahsetmistim,onlari tekrardan bir hatirlamanin zamani geldi sanirim eski, arsivlerime bakmayanlar da begeneceklerdir umarim.
Neler mi yazmistim;



Kücük ev












Waltonlar











Micheal Knight

Kurkonditorei OBERLAA

Konditorei Oberlaa´dan zaman zaman bahsetmistim,aklinizda sanirim en cok kalan sey bu posting olmustur herhalde.


Oberlaa´yi bundan yillar önce bir arkadasin tavsiyesi ile kesfetmistim.Ilk yedigim tatli da ,Schokomousse Torte idi tabiki.
Bulundugu yer daha dogrusu benim gittigim subesi,Viyana sehr merkezinde ,Kärntner Strasse nin hemen paralelinde,bir meydana bakiyor, Seilergasse 15 ,1.Viyana.

Pastahanenin aslinda "cok" eski bir gecmisi yok. 1974 de Oberlaa ´daki Termal Kür tesislerini bünyesinde acilmis önce.Üretim tesislerdeki tatli ve hamur isleri ihtitiyacini karsiliyormus baslangicta.Bir dönem yönetici olan Karl Schumacher(Formula 1 ile alakasi yok :-) ) sehirdeki dükkanlara da ürünlerini satmaya baslamis. Genislemek ve yeni subeler acmak icin önce imalathane büyütülmüs ve ek olarak da sekerleme ve bir de paketleme bölümü olusturulmus. 1998 de kendi bagimsizligini ilan edip termal tesislerden yönetim olarak ayrilmislar.Pastahanelerin disinda islettikleri restorantlar da var.
Pastahaneler 7 adet,adresleri sayfasinda bulabilirsiniz.Oberlaa´dan bana yolladiklari bilgide birkac rakamda vardi sanirim ilginizi cekecek,yillik üretimleri daha dogrusu tüketimleri hakkinda.Yakalsik 150 cesit ürün var satista,kullandiklari malzemelere gelince,cukulata olayina deyineyim önce,ne kadardir size,1000kg, 2000kg, hayir ,senelik cukulata tüketimleri 16 Ton,evet 16.0000 kilo yani :-),13 Ton tereyagi, 16Ton krema ve az bir sayida da yumurta .Kac tane mi,500.000 sadece.
Söz yumurtadan acilmisken,bunlar nasil ama :-)

Resimdeki sehir merkezinde olan sube.Iki katli ,genelde yer bulmak yaz-kis zor oluyor.Yazlari disarda oturmak ayri bir güzel.Özellikle öglenleri cok güzel menüleri olur,cok "pahali" olmayan,ufak tefek kaliteli yemekleri vardir.


Vitrin dekorasyonu ve sezonlara göre degisen ambalajlari oldukca ünlü.Cektigim resimlerin ikisi yeni yil sonrasi oldugundan vitrinlerinde o anki dekorlar varasagidaki melek gibi mesala.


Simdiki vitrin tabiki paskalya agirlikli ,yumurtalar,tavsanlar dolu her yer,onlara da yer verdim tabi ki.

Pastahane tatlilari ve kekleri ile ünlü oldugu kadar pralinleride tam lüp-lüplük.Hele kekleri arasinda bir de bademli bir kekleri varki,hatirlayinca bile agzimin sulari akti,gidip yeni bir gömlek giyeyim bari :-).
Viyana yolu düsüp de burayada ugramamazlik yapmayin sakin,sonra resimlere bakar, ah ah keske gitseydim diye dediginizde is isten gecmis olacaktir.
Bu sefer az ve öz,onun yerine yine bol resim.
Afiyet olsun herkese :-)
Bende gidip bir Schokomousse yutiyim bari.

TATLI haftasonlari.Artik cukulata gördükce beni hatirlarsiniz.
Mr TD


p.S
Pastahanenin
internet sayfasi ile ilgili ufak bir not,sayfaya girince ya "skip Intro" ile animasyonu gecin,Almaca sayfaya gelince,sag üst tarafta Frima logosunu altinda "English" secenegi var,ordan ingilizce sayfaya gecebilirsiniz.Eger baslangicta bekler,animasyonun almanca -ingilizce seceneginde ilgilizce calismadiginda,haliye almanca yi secip,ordan yukaridaki anlattim sekilde ingilizceye gecebilirsiniz.

Çarşamba, Nisan 05, 2006

Paris /3.Gün, 2. Bölüm

En son Orsay´a gidip de giremeden hayal kirikligi ile baska nerelere gidilir diye düsünüp Picasso Müzesine yani onlarin dilinde "Musée Picasso" ,cok farkli di mi :-),buraya gitmeye karar vermistim.Müze yer olarakta bizim kaldigimiz Marais bölgesine idi.Internet sayfasi fransizca ama sanirim resimlerin bir kismina ulasmak zor olmayacaktir,baska linkleri yazini sonunda ekstradan yazacagim, bazi apartman sakinleri icin ,onlar kendilerini bilir:-).
Müze ufak olmasina ragmen bence mutlaka gidilmasi gereken bir yer ,kimi zaman böyle ufak boyuttdaki yerlerde cok daha ilginc ve akilda kalici seyler oluyor ,bu seferde aynen öyle oldu.Müzenin bulundugu bina "Hotel Salé" ,17.yy ortalarinda bir Tuzvergisi tahsildari icin insa edilmis,"Salé" zaten tuzlu anlamina geliyormus1985´den beri de sergiler icin kullaniliyor. Kronolojik olarak resimler,heykeller,cizimler,seramikler ve ayni zamanda Picasso kendi sahsi koleksiyonunda da olan baska ressamlarin eserleri var.Bunlar arasinda , normal zamanlarda, Cézanne, Degas, Rousseau, Seurat, de Chirico ve Matisse ín eserler de varmis ama ben orda iken özel bir sergi oldugu icin bunlar ortalikta yoktu.

Müze su an ki eserlerinin bir kismini "dation" denilen, mirascilarin vergilerini sanat eserleri ile ödeyebilme olarak aciklayabilecegim bir sistem ile edinmis.Bu sayede bircok sanat eseri devlet müzelerine gecmis.Ama hangi eserlerin bu katagoriye girecegi özel olarak belirleniyormus.En son Picasso´nun kizi da bu yolla resimlerin bir kismini vermis.
Piccasso ,kendi resimlerini en büyük koleksiyoncularindan biriymis,kendisine ait eser sayisi cok yüksek.Müzede toplam ücbine yakin eser sergileniyor,degisik zamanlarda tabi.
Ben ordayken konu "PICASSO - DORA MAAR 1935-1945" idi.Bu yollar arasinda olusan eserler, cizimler ve benim en cok hosuma gidenler fotograflar oldu.Picasso nun zaten yüzlerce resmini cesitli sergilerde görmüstüm ama Dora Maar in Picasso ile olan beraberligi süresince cektigi o kadar cok resim vardi ki,insan hayran hayran bakiyor.Resim yaparken, oturuken,deniz kenarinda, arkadaslari ile akla gelebilcek her mekanda resimlerini cekmis Picasso´nun. source www.leninimports.com/dora_maar.html
Bunlarin yainda o dönemde yaptigi eserlerin olusmasini belgelemis,fotograflarini cektigi eselerin bir kismini zaten orda görmek mümkündü.Tabi ki Picasso da ayni sürede Dora Maar in cok sayida resimlerini ve cizimlerini yapmis.Gectigmiz günler gazetelerde haberleri vardi,resimlerden birini acik arttirma ile satilacagi hakkinda.Dora Maar hakkinda cok detayli bilgi yazmiyorum,zaten merak edenler linklerden okuyabilirler.
Müzeye hemen giriste ic avluda ,sagda, biletleri aldiktan sonra ücretsiz olan "audio-guide" ler almaniz tavise edilir,oldukca güzel hazirlanmis. Bilet satilan blümün biraz ilerinde ,giris katinda ve onun alt katinda minik bir de Museum-Shop var, sevgili Gözdem sever böyle seyleri,onuda belirteyim dedim.
Müze kücük gözükmesine ragmen,ic alanlar cok iyi bir sekilde kullanilmis,bir odadan digerine gece gece,devasa bir boyut aliyor sonucta.
Sergide resim cekilmesi yasak oldugundan fotograf yok,ama internet sayfasinda ve diger cesitli sayfalarda bol sayida var.

Müzenin cevresindeki bölgede musevi mahallesi de var, bircok lokal ve dükkan, bazi yerlerin önünde uzun kuyruklar vardi,pazar günü olmasinin da etkisi vardi herhalde.Oralarada bir ugrayin derin, özellikle firinlarda satilan tatlilar süperdi,kendim yedigim icin resim bile cekmedim bu sefer.

Böyle buralari da bitirdikten sonra artik yavastan dönüs yoluna koyulmak lazim.
Sehre inerken ufak tefek de aksakliklar olsa dahi, havaalanina gidis daha da macerali gecti.
"Operasyon T3"
Terminal 3 ile animi daha önce simiole nin sayfasinda konu acildi diye comment olarak yazmistim ,ama baktim ki sonra cok uzadi,vazgecip kendi postingime koymaya karar verdim.PCG havaalanina giderken Trenden Terminal2 de indikten sonra ,önce ekranlardan bizim ucagin hangi terminaldan kalkmasi gerektigine bakmistik,6 monitor var,biri bozuktu,diger birinin görüntüsü bozulmus,ufalmisti.O bozuk olan,yani görünmeyeden de bizim ucus yaziyordu tabiki,Murphy kanunlari dogrultusunda.Saat aksam 8 bile degilken, Information bürosu "kapali"idi.T3 levhalari takip edip bir anda kendimizi sokakta bulduk,sonra birimiz tekrar asagi monitorlara gidip bakti,neyse bizim ucus baska ekrana gecmis,bozuk olmayan, gözüküyordu bu sefer,T3 dogruymus.Yukarda otobüs "beklendi".Millet zaten etrafa bakiniyordu,nasil gidilir,ne zaman gelecek diye."5" numarali otobüs geldi,Kelle-koltukta turizm tarzinde ,icerisi kapilardan tasacak sekilde dolduktan sonra yola cikti,git babam git,10dk,15dk bir yerlerde duruyor kalkiyor.Hala gelemedik,lanet ettim o an acikcasi.Neyse sonunda Terminala geldi ,son durak.Ama tabiki T3 degil, oraya daha cok da kisa olmayan bir tabanway yolculugu lazim.Neyse iceri girdik.Check inlerde bu kadar agir,"eblek" görevliler hicbiryerde görmemistim.SIradaki 5 kisinin ici nerdeyse yarim saat sürdü.Neyse sonra güvenlik kontrolu,upuzun bir kuyruk,bizde sonra Free-shopda biraz bakiniriz diyoruz icimizden,ama buna gerek yok zaten bir tek dükkan var ufacik.Güvenlikten cikiyoruz,bizim ucagin hangi kapidan kalkacagi daha belli degil,kalkmasina da 30dk var.Sonra bir anda kapi belli oluyor,bizim girdigimiz bölüm diger kisimdan camlarla ayrilmis,gitmemiz gereken yer öbür tarafta,güvenlikten cikip bir daha girmemiz gerek diye ,cikisa yöneliyoruz.Sonra güvenlik diyorki,ön taraftan oraya gecebilirsiniz diyor.Bakiyorum gösterdigi tarafa orda ne kapi ne gecis ver.Neyse piste cikilan kapinin oraya gidince ,diger yan bölüme gecilen ufak bir camdan kapi görüyorum,yaninda ne levha,ne isarete ,hic bir sey yok,gözükmüyor birkac metre ilerden bile .Neyse kartlari verip otobüse biniyoruz.Iki otobüs dolmus zaten,icerdeki saskin görevli kadin bir telefon ediyor,bir saga sola bakiniyor,hala bekliyoruz,herhalde 3.otobüsü cagirmak istemiyor.Bekle babam bekle.Deplasmanda olmasam inecem otobüsten kadina söyle bir kafa atacagim,olay bitecek.Neyse 10 dk ,otobüste bekledikten sonra kadin bizi yollamaya karar verdi ve FLYNIKI ucagina binince kendimi eve gelmis gibi hissettim,bir oh dedim.
Fransizlar bu islerden anlamiyor ona da karar verdim,bu kadar da "large" olunmazki yani,sanki jamaikada da ,plajda barda calisiyorlarmis gibi,"take it easy maaaaaan" demeleri eksikti bi.

T3 e gidecek arkadaslara ,ucustan en az 2,5-3 saat önce yola cikin derim.Ucak 21de idi, biz 18:15 gibi yola cikmistik.

Viyana´ya inipte sehre inmek icin otobüs beklerken,bu fotgrafi cekmeden de edemedim,gurur duydum gercekten,bakarmisiniz lütfen su otobüsün asilligine,TEMSA sagolsun.Hey yavrum hey,valla kendimi Türkiye de hissetim.



Umarim gecmis günlerde verdigim bilgiler bazinizin isine yarar ,ya da okurken hos vakti gecirmissinizdir.Bundan sonraki seyahatim nereye mi olacak,bekleyelim görelim. Kismet.

Herkese iyi günler,
Frenchzede MR TD
:-)



http://en.wikipedia.org/wiki/Dora_Maar
http://www.musee-picasso.fr
http://en.wikipedia.org/wiki/Musée_Picasso
http://www.leninimports.com/dora_maar.html

Pazar, Nisan 02, 2006

Paris /3.Gün, 1. Bölüm

Bu seferki programda Paris´e gidenlerin herhalde en cok merak ettikleri,televizyonda binlerce kez gördükleri,ya da fotograflarindan ezberledikleri Tour Eiffel .

Acikcasi ben de tam olarak nasil bir sey oldugunu gözümün önüne getiremiyordum, bazen insan önceden resim yada filmlerini gördügü yerler canli olarak görünce hayal kirikligina ugruyor.Mesala son yazimdaki Notre-Dame´i ben gözümde daha büyük canlandirmistm acikcasi.Neyse Metro ile kuleye yaklasirken uzaktan oldukca güzel bir görüntü karsiliyor insani zaten.
Öncelikle kuleye cikip cikmamaya karar vermeden önce,hava durumuna bakmak cok anlamli,cünkü özellikle kapali ya da sisli havalarda en tepe noktaya kadar cikmanin pek anlami yok ,fiyatini hic hesaba katmadan.
Kule daha önceleri söz ettigim 1889 yilindaki Dünya Fuari icin insa edilmis binalardan ya da daha dogrusu yapilardan bir tanesi.320 metrelik bina aslinda 20 sene sonra yikilmak üzere insaa edilmis.Mühendis ,kuleye adini veren Gustave Eiffel.Aslinda köprüleri ile taninmis bir mühendis,ihaleyi kazanmis ve 1000 Ayak(Feet)yüksekiigindeki yapiyi tamamen celikten yapmaya karar vermis.Birazda rakaksal bilgi;18bin parcanin 2,5 milyon adet kaynak ile birlestirilmesi sonucunda,2 sene gibi kisa bir sürede insaat bitmis.Ilk zamanlar "cirkinlik abidesi "olarak görülmesine ragmen ,acilmayi takip eden 6 ay icinde 2 milyona yakin kisi cikmis kuleye.

Kulenin planlanan süre sonunda yikilmasindan kurtulmasini aslinda teknolojinin gelismesi ve savas saglamis dersek yalan olmaz.Radyo ve telsiz dalgalarinin 1.Dünya savasinda önem kazanmasi ile ,bu yükseklikteki bir yapinin verici olarak kullanilmasi gündeme gelmis tabiki.Bu dönemlerde kule de artik halkin ve sanatcilarin hayranligini kazanmaya,sehrin görüntüsünün ayrilmaz bir parcasi olmaya baslamis.

Kule yaz kis ziyaretcilere acik, sanirim mevsimler arasindaki fark yukarida soguktan donmaniz ya da donmamaniz ile asagida sirada ne kadar beklemeniz gerektigi.Okudugum kadari ile 9000 ile 35000 arasi degisiyormus ziyaretci sayisi.Kuleye cikmak icin iki yol var,


birincisi tabanway,merdivenlerden tirmanarak ilk kademeye kadar cikmak,diger alternatif ise asansörler ile diger katlara ulasmak.Erken saatte ya da gec vaktide gitmeniz de bence fayda var cünkü öglen saatlerinde orasi gözümüm önüne getirmek bile istemiyorum acikcasi.Kuledeki manzaradan cok ,benim ilgilimi asansör ile yukari cikarken olan görüntü cekti dersem yalan olmaz,insan teknige,insan zekasina bir kez daha hayranlik duyuyor.Asansörün yukari cikarken izledigi yol tek kelime muhtesemdi,fotografta ne kadar bu gözüküyor bilmiyorum ama oldugu kadar artik.

Yukari cikinca zaten hafif bir izdiham oldugunu görüyorsunuz, önce nereye bakacagini bilemiyor insan ,en mantiklisi sanirim tam bir tur atip ,sonra 15-20 basamak asagidaki platforma inip orada da bir tur dönmek.
Fotograf meraklilari sanirim uzun bir sürelerini burada gecirebilirler .Ben pek mutlu degildim cünkü günes tam cok parlak ve hava biraz puslu idi.Eyfel den görünen bir kismi cekdim ama internet sayfasinda profesyonel sekilde ve sanirim yazin cekilmis, panorama resimleri var,mutlaka bakin.Benim cektigim resimde ortada gözüken yer "Palais Chaillot" ,ordaki soldaki müze, "Musée de l´Homme" ,antrooloji ve etnografya müzesi.Onun hemen saginda ortaya dogru "Musée de Marine ", sag tarafta da "Cité de l´Architecture et du Patrimoine",bu müzede Fransanin 1200 senelik tarih gecmisinde önemli eserlerin kaliplari,kopyalari bulunuyor.Detayli bilgiler sayfalarinda var.Ben gitmedim zamansizliktan dolayi,ama ilgilenenler olur belki.



Biz sansli idik, bekleme+kuleye cikis ve inis 1 saati biraz gecti ki, süper bir süre bence.daha önce dedigim gibi acik havalar disinda yukariya cikmanin pek anlami yok.Kule ile ilgili acilis saatleri, ücretler baslangicta verdigim linkte var, bakabilirsiniz,ama asagidaki fotograf olayi özetliyor galiba :-).


Sonucta hem yapi olarak hem de cevreye hakim görüntüsü ile anlatinlar kadar varmis gercekten.Mutlaka gidin,yukari da cikin.Bir daha elinize ne zaman firsat gecer bilinmez.Bu lafim Paris te yasanlar icin degil tabi :-)

Eyfel kulesinden sonra benim cok görmek istedigim yer "Musée d´Orsay "di.

Yer olarak Eyfel kulesinden fazla uzakta olmamasina ragmen RER trenleri ile gitmek oldukca kolaydi,4-5 durak galiba.Zaten müzeye dogru ayri bir cikis da var tren duragindan. Burasi benim ilgimi gelmeden de cekmisti zaten,okuduklarim ve resimleri ile.1900 de ,Dünya fuari icin yapilmis binarlardan birisi,Seine nehrinin hemen yaninda bir tren istasyonu.Yine cam ve celigin hakim oldugu bir yapi,tam benim bayildigim cinsten yani.Bu istasyondan esinlenerek sonralari Washington daki Union Station,New York daki Grand Central Station insa edilmis.Tren istasyonu 1900 da acilmis ama 1939 da yine kapatilmis,sebep de peronlarin yeni ve modern trenlerin uzunluguna oranla kisa kalmalari imis.
Daha sonra yapilan degisikliklerle su anki müze haline cevrilmis.Ben orda iken"Paul Cézanne" ve "Camille Pissarro" nun sergileri vardi.
Bunun sonucunda da korkunc uzun bir sira.Önümüzde yaklasik birkacyüz kisi varken ve saat 12:45 iken anons yaptilar, su an gisede bilet alanlara saat14:00 icin bilet kesiliyor diye,böyle beklemenin pek anlamli olmadini düsünüp, baska neresi olabilir diye aklima "Musée Picasso" geldi.Bunu da bir daha ki sefere anlatayim. Gezmis kadar yoruldum yani, yine gene.Bir de bana hain diyorsunuz siz.Bakar misiniz roman gibi yazmisim yine :-)

Size iyi gezmeler :-)


sayfdaki linkleri de ayrica yazdim,olur da kullanmak isteyenler diye:
http://www.tour-eiffel.fr
http://en.wikipedia.org/wiki/Gustave_Eiffel
http://www.mnhn.fr/museum/foffice/transverse/transverse/accueil.xsp
http://www.musee-marine.fr/
http://www.musee-orsay.fr
http://en.wikipedia.org/wiki/Paul_Cezanne
http://en.wikipedia.org/wiki/Camille_Pissarro

Önemli nota ekleme!



Commentleri ile bu güne katilan herkese tessekkürler,bu aralar cok hainlik yaptim, artik bir süre uslu duracagim,bir süre ama.

Herkese iyi günler!
:-)

Cumartesi, Nisan 01, 2006

Önemli not !

Bir süredir düsünyordum nasil söylesem bunlari size diye,icimde biraz buruk aslinda,ne de olsa 5 ay gibi bir süredir beraberiz,en iyisi bunun icinde size bir kart hazirlayayim dedim, bazen bir resim , bin satira bedel oluyor.Karti hazirlamam da oldikca zamanimi aldi dogrusu,dogru sözleri ve resmi bulmak kolay olmadi ,ama sanirim en azindan aklinizin bir kösesine yer edecek ve beni hatirlayacaksiniz zaman zaman.Karti okursaniz beni de mutlu etmis olacaksiniz.

Iste hazirladigim karti burda görebilirsiniz ,

Mr.TD

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin